KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/27593 E., 2013/23525 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davalı ve davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı ... sözleşmesini haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, asgari geçim indirimi ve genel tatil ücretlerinin davalıdan tahsili istemiştir.
Davalı davacının ... sözleşmesini haklı nedenle feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davacının ... sözleşmesini haklı feshettiğinin kabulü ile ihbar tazminatının reddine, bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak diğer taleplerin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı ve davacı vekilince süresinde temyiz edilmiştir
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir,
2-Taraflar arasında ücretin belirlenmesi ve buna bağlı olarak diğer alacak isteklerinin hesaplanması konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır
... sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. ... sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında ... sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323. maddesinin 2. Fıkrasına göre tespit olunmalıdır. ... sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler gözönünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, ... sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda kasiyer olarak 25.10.2005 tarihinden beri davalı işyerinde çalışan davacının imzasını içeren bordrolara, ticaret odası yazısına ve davalı tanık beyanlarına göre ücretin, asgari ücret olarak belirtildiği, davacının ise işyerinde 800,00 TL net ücretle çalıtığı iddia ettiği, sendika ise emsal işçi ücretini 1.000,00 TL olarak bildirdiği, mahkemece asgari ücrete göre yapılan hesaplamının dikkate alındığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece dosya kapsamındaki ücrete ait deliller arasındaki çelişki giderilmeden karar verilemsi isabetsiz olmuştur..
Bu kapsamda davacının kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, gözönünde tutulmak suretiyle sendika dışındaki meslek oda ve kuruluşlarından da emsal ücretin sorularak, bildirilecek ücretin dosya kapsamındaki mevcut bilgileri ile birlikte değerlendirilerek, yapılan işe uygun ücretin belirlendikten sonra alacak isteklerinin hesaplanması gerekir.
3–Davacı 06.12.2010 tarihli ihtarnamesinde dava konusu ettiği tüm alacakları tek tek sayarak ödenmesini istemiştir. 29.12.2010 tarihinde açtığı davanın dava dilekçesinde de temerrüt tarihi ile dava tarihi yakın olduğundan temerrüt tarihi olarak dava tarihinin esas alınmak suretiyle alacaklara faiz yürütülemsini istemiştir. Davacının alacaklarının ödenmesini istediği noter ihtarı 14.06.2010 tarihinde davalıya tebliğ edilmesiyle 17.06.2010 tarihinde davalının temerrüde düşürüldüğü anlaşılmaktadır. Ancak davacı bu konudaki talebini daraltarak temerrüt tarihi olarak dava tarihinin esas alınmasını talep ettiğinden ıslah ile artırlan miktarlar içinde dava tarihiden faiz yürütülmesi gerekir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/27593, K. 2013/23525, 7 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama