KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/28147 E., 2013/23942 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, ... sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin alacağını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının ... sözleşmesinin devamsızlık haklı nedenine dayanılarak feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-... sözleşmesinin, işçinin işyerine devamsızlıkta bulunması nedeniyle işverence haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 25 II- ( g) bendinde, “işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki ... günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi” halinde işverenin haklı fesih imkanının bulunduğu kurala bağlanmıştır.
İşçinin işe devamsızlığı, her durumda işverene haklı fesih imkanı vermemektedir. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanması halinde işverenin derhal ve haklı nedenle fesih imkanı bulunmamaktadır.
Somut olayda; davalı işveren işyerinde kasiyer olarak çalışmakta olan davacının ... sözleşmesinin 10.10.2010 tarihinde, 03.10.2010-10.10.2010 tarihleri arasında işe devamsızlık
yaptığı gerekçesi ile feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı tanığının feshe ilişkin görgüye dayalı bilgisi olmadığı gibi, devamsızlık tutanağında adı geçen tutanak mümzi davalı tanıkları tutanak içeriklerini doğrulamışlar ve davacının evlenip yurt dışına gitmek için işten ayrıldığını beyan etmişlerdir.
Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında 2010 yılı ekim ayında 2 gün çalışması bildirilmiş ve eksik gün bildirimi de yapılarak eksik gün nedeninin devamsızlık olduğu belirtilmiştir. ... kayıtları, işverence tutulan devamsızlık tutanakları, tutanak tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ... sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshedildiği sonucuna ulaşılmakla, kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Taraflar arasında uyuşmazlık davacı işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı ... Kanununun 59. maddesinde, ... sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için ... sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
Dosyada bulunan ücret bordrolarının incelenmesinde, 2010 yılı haziran ayında 7 gün ve temmuz ayında 7 gün olmak üzere toplam 14 gün yıllık izin tahakkuku yapıldığı; davacı tarafından imzalanan yıllık izin talep formlarının incelenmesinde ise, 14.06.2010 tarihinde 7 gün ve 05.07.2010 tarihinde de 7 gün ücretli izin talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Ücret bordroları imzasız olsa da davacının imzasını taşıyan yıllık izin talep formları ile tutarlılık içinde bulunması karşısında, hizmet süresine göre 14 gün yıllık ücretli izne hak kazanan davacının yıllık izinlerini kullandığı anlaşılmakla, yıllık izin isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/28147, K. 2013/23942, 11 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama