KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/28249 E., 2013/24840 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, manevi tazminat, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 24.07.2009-01.10.2010 tarihleri arasında davalı şirkette mağaza müdürü sıfatıyla çalıştığını, işverenlikçe davacının çalıştığı mağazanın müşterilerine ve diğer personele karşı uygunsuz ve taciz niteliğinde sayılabilecek davranışlarından bahisle alacaklarına engel olmak için gerçek dışı isnatlarla ... sözleşmesinin feshedildiğini, savunmasının istenmediğini, sözleşmesinin haksız feshinden dolayı ihbar ve kıdem tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile haksız suçlamalar karşısında ... ve özel hayatında meydana gelen zarar için manevi tazminat alcakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının ... sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-... sözleşmesinin, işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir.
Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davaranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır. İşçinin kasıtlı bir davranışı ya da görevini yaparken ahlak ve iyi niyet kurallarına uymaması, işverenin güvenini kötüye kullanması durumlarında işverenin derhal haklı sebeple fesih hakkı ortaya çıkar. İşçinin bu konuda uyarılması veya hatırlatmada bulunulmasına gerek olmadığı açıktır.
Somut olayda, davacı mağaza müdürü olarak çalışırken, davalının komşu işyerleri çalışan bayanlarına aşırı ilgi gösterdiği, bakışları ile rahatsız ettiği mesai saatleri içinde dışarıda görüştüğü komşu işyeri çalışanının işten çıkarıldığı bu sebeple sapık müdür diye anıldığı, özel ilişki içine girdiği mağaza müşterisi tarafından mağaza aranıp hakaret edildiği, bir daha bu mağazadan alış-veriş yapmayacağını söylediği, mağazaya gelen avukatın yanına gidip bütün avukatlara gıcık oluyorum dediği, bu davaranışlarının mağazanın müşteri kaybına sebep olduğu,
03.08.2010 tarihinde gelen uyarıda mağaza personeli ödeme yapmadan mağazadan ürün çıkaramayacağı belirtildiği halde bu kuralı ihlal ederek bedelini ödemeden aldığı ürünlerin, çeşitli tarihlere bölerek ücretlerini ödediği, ayrıca iki adet takıyı alacağım deyip ödeme yapmadan mağazadan çıkardığı 02.10.2010 tarihindeki kasa sorumlusunun sayım ekibine bildirdiği bu ürünlerin kot ve ücretlerinin belirlendiği, 31 Ağustos akşamı alışveriş merkezinin kapanış saatinden sonra mağaza müdürü olan davacı tarafından başka birinin kredi kartı kullanılarak 3.000,00 TL alış-veriş gerçekleştirildiği mağaza çalışanlarınca tutulan tutanakların olduğu,
görgü ve bilgisi olan tutanak şahitlerinin tutanaklardaki olayları doğruladıkları, bu şahitler ayrıca davacının mağaza kurallarına uymadığını, ücret ödemeden mağazadan ürün çıkardığını, davacının altın ödüllü kampanya için son günleri olmasına rağmen yeterli ciro olmadığı halde mağazanın kapanış saatinden sonra başkasının kartı ile alış-veriş yapıp bedelinin mağaza çalışanlarına ödetmek istediğini bu satışlardan kampanya ödülünü kazandığını belirttikleri, davacı tanıklarının doğrudan bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre davacının yukarıdaki davranışlarından dolayı ... sözleşmesinin feshi haklı sebebe dayanmaktadır. Bu durumda kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminat talep hakkı doğmadığından, bu talepler yönünden de davanın reddi yerine kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
3-Kabule göre de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinin 1. fıkrasında, hakimin tarafların talep sonuçları ile bağlı olduğu talep edilenden fazla veya başka bir şeye hükmedemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde kıdem tazminatı 100,00 TL ihbar tazminatı 100,00 TL, talep edilip ıslah yapmadığı halde mahkemece talep aşılarak bilirkişi raporundaki değerler esas alınarak alacağa hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulduğunda, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/28249, K. 2013/24840, 18 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama