KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/30595 E., 2013/29171 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde davalılar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin 03.02.2009 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, brüt 666,00 TL ücret aldığını, haftanın yedi günü 07:00-19:00 saatleri arasında çalıştığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ihtiyaç nedeniyle Turhal'daki işyerinden Sivas'daki şantiyeye gönderildiğini ancak davacının bu işyerinde başlamayarak 04.02.2009-09.02.2009 tarihleri arasında devamsızlık yaptığını, 10.02.2009 tarihli ihtarname ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının 12.10.2009 tarihinde işyerine gelerek haklarını aldığını ve şirketi ibra ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.
Mahkemece, davalı tarafından ibraz edilen ibraname başlıklı belgenin davalının iddiası ile çelişir nitelikte "işverence işten çıkarıldığı", "ihbar tazminatının kendine ödendiği"gibi kayıtlar içermesi nedeniyle güven verici ve inandırıcı niteliği olmadığını, bu nedenle hükme esas teşkil etmeyeceğini, tanık anlatımları doğrultusunda davacının iş sözleşmesinin davacının ihtiyaç nedeniyle ödenmeyen alacaklarını talep etmesi üzerine davalı işveren tarafından düzenlenen devamsızlık tutanakları ve fesih ihtarnamesinden önce 03.02.2009 tarihinde haksız olarak feshedildiğini,
feshin bozucu yenilik doğuran haklardan olması nedeniyle fesih sonrası davalı tarafından yapılan işlemlerin yasal bir geçerliliği bulunmadığı, bu haliyle iş sözleşmesinin bizzat davalı tarafından feshedildiği gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının ibranamedeki ve yıllık izin defterindeki imzalarının davacıya ait olup olmadığı ve buna bağlı olarak bu belgelerin dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacı dosyaya sunulan ibranamedeki ve yıllık izin defterindeki imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ibranamedeki ve yıllık izin defterindeki imzalarına itiraz ettiği, ibranamenin güvenilir olmadığın, yıllık izin defterine göre yıllık izinli gözüktüğü aylardaki ücret bordrolarında
yıllık izin kullandığının belirtilmediği gerekçeleri ile bu belgeleri dikkate almadan hesaplama yapılmıştır. Mahkemece davacının belgelerdeki imza itirazına ilişkin bir araştırma yapılmadan karar verilmiştir. Hal böyle olunca mahkemece davacının imza itirazı dikkate alınarak ibraname ve yıllık izin defterlerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konulması için bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınması gereklidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık konusu davacının fazla mesai yapıp yapmadığı noktasındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği kabul edilmelidir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı haftanın yedi günü 07:00-19:00 saatleri arasında çalıştığı beyan etmiştir. Davalı taraf ise davacının fazla mesai yapmadığını belirtmiştir. Davacı tanıkları davacının haftanın yedi günü 07:00-19:00 saatleri arasında çalıştığını beyan etmişlerdir. Davalı tanıklarından bir tanesi davacının çalışma süresine dair beyanda bulunmuş ve beyanında davacının 08:00-17:00 saatleri arasında çalıştığını belirtmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına göre davacının haftanın yedi günü 07:00-19:00 saatleri arasında çalıştığını, ara dinlenme süresi olarak üç saatin düşülmesi ile haftalık 18 saat fazla mesai yaptığını belirterek hesaplama yapılmıştır. Davacı hafta tatili alacağı talebinde de bulunmuş ve ayrıca hafta tatili alacağı hesaplanmıştır.
Fazla mesai süresinin hesaplamasında hafta tatili çalışmasındaki sürenin dikkate alınması ve ayrıca hafta tatili alacağının hesaplanmasının mükerer ödemeye yol açacağı sabittir. Bu nedenle davacının fazla mesai alacağının hesaplanmasında haftanın altı günü üzerinden ve günlük on iki saat çalışma için ara dinlenme süresi bir buçuk saat kabul edilerek fazla mesai ücreti hesaplanmalıdır.
Hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/30595, K. 2013/29171, 13 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama