KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/3105 E., 2012/17560 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence geçerli sebebe dayanmaksızın feshedildiğini savunarak davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, tarafların anlaşması suretiyle sözleşmenin feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece sözleşmenin işverence geçerli sebebe dayanmaksızın feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda; davacının 26.05.2011 tarihli dilekçe ile işverene başvurarak tüm haklarının kendisine ödenmesi karşılığında sözleşmenin sonlandırılmasını talep ettiği ve akabinde işveren tarafından 27.05.2011 tarihinde davacının talebine atıfla sözleşmenin karşılıklı anlaşma ile sona erdirildiğine dair fesih bildiriminde bulunduğu görülmektedir. Davacı tarafça hakkında bir kısım tutanaklar tutularak davacının istifaya zorlandığı iddia edilmektedir. Davacının 27.01.2011 tarihinde yetkisini aşan e-posta göndermek ve 18.05.2011 tarihinde görevini gereği gibi ifa etmemek eylemlerinden savunmasının alındığı anlaşılmaktadır. Fesih tarihi ile anılan işlemler arasında zaman aralığı bulunmaktadır. Ayrıca
davacı tanıklarının davacının baskı altında işten ayrılmak istediğine dair dilekçe verdiğini ortaya koyacak görgüye dayalı ifadeleri bulunmadığı gibi tevil yollu anlatımlarında davacının işi bıraktığını beyan etmişlerdir. Tüm bu tespitler karşısında ikale icabı davacı taraftan gelmiş olup işverenin bu icap üzerine sözleşmeyi feshetmiş olduğu anlaşılmakla 4857 sayılı Kanun'un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/3105, K. 2012/17560, 10 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama