KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/3964 E., 2012/25447 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
640 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, yurt dışında ikamet eden Esbank .....Şubesi müşterisinin eşi ......'nün 23.08.1999 tarihinde ....çeki taahhütname imzalayarak tahsile verdiğini, çek bedelinin 09.09.1999 tarihinde dış işlemler müdürlüğünce şubeye ihbar edildiğini, aynı gün ...'nün hesabına alacak geçilerek daha sonra ödendiğini, ancak 21.03.2001 tarihinde şubenin Dış işlemler Müdürlüğünce uyarılarak çekin usulsüz olarak tahsile alınması sebebiyle Muhabir Bankanın çek bedelini bankadan geri aldığının belirtildiğini, imzaladığı çek taahhütnamesine istinaden ...'ye dönüldüğünü, ancak adı geçenin çeki ödemekten imtina ettiğini,
tahsile alınan çekin özellikleri incelendiğinde, üzerindeki "hesaba ödenebilir" kaydı sebebiyle ancak çek lehdarı tarafından tahsile verilebileceğini, oysa ...'nün tahsile verdiği çekin lehdarının başkası olduğunu, aslında şube elemanının ...'nün tahsil talebini baştan reddetmesi gerektiğini, bu durumun 11.06.1999 tarih ve 128 nolu Genel Mektupla personele duyurulduğunu, bu sebeple çeki tahsile alan davalılar dış işlemler yetkilisi Semra ... ve dış işlemler servis sorumlusu ...'in sorumluluğu bulunduğunu belirterek müvekkilinin alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davaya bakmakla görevli mahkemenin Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, talebin zamanaşımına uğradığını, .... ...'ın Esbank A.Ş’de 06.07.1996 da işe başladığını, 30.04.2001’de iş sözleşmesinin feshedildiğini, çekin tahsile alınma talimatının pazarlama bölümünce verildiğini, yurtdışı çeklerin tahsil işlemlerinin şubelerce değil Esbank Dış işlemler Müdürlüğünce yürütüldüğünü, dava konusu çekin taahhütnamesi alınarak Dış işlemler Müdürlüğüne gönderildiğini, çek bedelinin 09.09.1999 tarihinde 9301332689 referans ile şubeye Dış işlemler Müdürlüğünce ihbar edildiğini ve muhatap ...'ye ödendiğini,
Dış İşlemler Müdürlüğünün doğrudan yurtdışı çeki ödeme yetkisi olmadığını, müvekkillerinin sadece operasyonel işlemleri yaptığını, çek tahsil işlemindeki hatanın Dış İşlemler Müdürlüğünce tahsile gönderilmeden önce fark edilmesi gerektiğini, muhabir bankanın çek bedelini borç kaydetmesi üzerine Dış İşlemler Müdürlüğünün şubeyi uyarmasının, çekin tahsile alınmasından 1,5 yıl sonrası olduğunu, bu işlerde normal sürenin 21-25 gün olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, olayda dava konusu dövizli çek şube pazarlama yetkilisince alınarak dış işlemler yetkilisine verildiği, akabinde diğer dövizli çeklerle birlikte Genel Müdürlüğe, Genel Müdürlükçe de yurtdışındaki muhabir bankaya tahsil için gönderildiği, davacı bankaca öne sürülen "çekin hesaba ödenebilir özelliği ve bu sebeple çeki ibraz edenle lehtarın aynı olması gerektiği" hususunun muhabir bankanın da dikkatinden kaçmış olduğu ve çek tutarını Genel Müdürlüğün hesabına alacak geçmesini takiben Genel Müdürlüğün de şubeyi haberdar ettiği ve çek bedeli müşteri hesabına alacak kaydedilmiş olduğu,
on altı ay sonra muhabir bankanın çekin sahte veya çalıntı olabileceği veya ödemede usulsüzlük olabileceğini belirten mesajına Genel Müdürlükçe cevap verilmediği, bu hususun dış işlemlerde her aşamada hata olabileceği bu sebeple dış işlemler konusunda banka personelini bir mektupla uyarmanın yeterli olmadığı, dava konusu çek bedelinden birinci derecede çek bedelini usulsüz olarak alan ...’nün sorumlu bulunduğu,
şube yetkililerine rücu etmek için ... aleyhindeki takibin sonuçlanması ve sonucunda aciz vesikasına bağlanmasının gerektiği, diğer bankaların uygulamaları da dikkate alınarak ilgili genel müdürlük birinin de sorumluluğunun olması gerektiği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, işveren bankanın, işçisi olan davacılardan, dövizli çek işlemleri sebebiyle uğradığı belirtilen zararının tahsili isteğine ilişkindir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu, daha çok şahsi kanaat bildirimi niteliğinde olduğundan, olayı aydınlatmaya yeterli görülmemiştir. Mahkemece öncelikle davacı bankanın iç işleyişini gösterir belgeler ve davalıların görev tanımları getirtilmelidir.
Ardından uyuşmazlığın temelinde yer alan çekin nama yazılı çek niteliği, dövizli çek olması dikkate alınarak kıymetli evrak hukukunda uzman üniversitelerin ticaret hukuku kürsüsünden bir bilirkişi ile bankacılık işlemlerinde uzman bir bankacı bilirkişiden kurul oluşturulmalı, özellikle davalı işverenin konuya ilişkin yerleşmiş uygulaması ile genel olarak bankacılık uygulamalarına hakim ilkeler ışığında davalıların görev tanımları da dikkate alınarak işlemleri sebebiyle sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespiti yönünde gerekçeli rapor alınmalı, diğer delillerle birlikte değerlendirilerek bir sonuca varılmalıdır.
Yazılı şekilde yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/3964, K. 2012/25447, 15 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama