KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/4391 E., 2012/27082 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, genel tatil, hafta tatili, yıllık izin alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
899 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin 1990 yılının başından 27.03.2008 tarihine kadar aralıksız davalı işyerinde çalıştığını, davalı işyerince sigortasının 1995 yılından başlatıldığını, müvekkilinin asgari ücretle çalıştığını, yıllık ücretli izin alacağının ödenmediğini, hafta tatili ve genel tatil alacaklarının da ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, genel tatil alacağı, hafta tatili alacağı ve yıllık izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 01.04.1995 yılında çalışmaya başladığını, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını ihtiyaç olduğunda çağırıldığını, davacının asgari ücret aldığını, davacı mevsimlik işçi olduğundan yıllık izin ücreti alacağının olmadığını, davacının ... olduğunda çağırıldığını ancak kendisinin çalışmak istemediğini belirttiğini bu nedenle Haziran ayında işten çıkışının yapıldığını, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı alacağının bulunmadığını, davacının hafta tatili ve genel tatil alacağının bulunmadığını, alacaklar bakımından kanuni faize karar verilmesini, tüm alacaklar ve işten nasıl ayrıldığına ilişkin davacıya yemin teklif ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından 01.....2008 tarihinde haklı bir gerekçe olmaksızın feshedildiği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık ücretli izin alacağının kırk gün karşılığı 811,20 TL'nin ödenmediği, 103,68 TL brüt milli ... genel tatil ücreti alacağı bulunduğu ancak hafta tatili izinlerini kullandığı bu nedenle hafta tatili alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının dava dilekçesinde faiz talep etmesine rağmen ıslah dilekçesinde faiz talebinin olmadığı gözetilmeden ıslah ile artırılan miktarlara 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 74 (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26.) maddesinde belirtilen taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde faiz yürütülmesi hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca ./..
uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddeleri uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzelterek onanmasına karar verilmiştir.
KARŞI OY
Davacı işçi, ... sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin, hafta ve genel tatil alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacının ıslah dilekçesi ile dava konusu tazminat ve alacak miktarını artırmak suretiyle dava dilekçesini kısmen ıslah ettiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kısmi ıslahta dava dilekçesinin sadece miktar yönü düzeltilmiş olup, dava dilekçesinin diğer kısımlarının geçerli olduğunun kabulü gerekir. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinin faiz ile ilgili kısmı ıslahla artırılan miktar için de geçerlidir.
Davacının faiz talebini ıslah dilekçesinde tekrar etmesinin anlamı yoktur. Aksi halde dava dilekçesinin miktar dışındaki tüm unsurlarına ıslah dilekçesinde de yer verilmesi gerekir ki, kısmi ıslahta bunun gereksizliği ortadadır. Somut olayda ıslaha konu usul işlemi dava dilekçesi olup, davacının dava dilekçesindeki diğer unsurların aynen devam ettiği yönünde iradesinin mevcut olduğu, bunun ayrıca ve özel olarak belirtilmesinin gerekmediği kabul edilmelidir.
Dava konusu miktarın artırılması suretiyle davanın kısmen ıslahı ile ek dava bazı yönlerden benzerlik gösterse de, esas itibariyle farklı müesseseler olduklarından ıslahla ilgili sorunların yine ıslah müessesi çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla kısmi ıslahla ortaya çıkan hukuki sorunların ek dava müessesi ile çözümlenmesi her zaman doğru olmaz. Bu bağlamda temerrüt dolayısıyla faizin başlangıcı ve zamanaşımına ilişkin sorunların çözümü yönünden kısmi ıslah ile ek dava paralellik göstermekte ise de, ek davada faize karar vermek için talep şartı kısmi ıslahta aranmamalıdır. Başka bir anlatımla, dava dilekçesinde faiz istenmiş olması kaydıyla, miktar artırmak suretiyle yapılan kısmi ıslahta ayrıca faiz istenmesi gerekmez.
Somut olayda davacı dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmuş olup, ıslah dilekçesinde ayrıca istemesine gerek olmadığından, ıslahla artırılan miktara da faiz yürütülmesinin isabetli olduğu, bu nedenle mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun ıslah dilekçesinde faiz talebi bulunmadığı gerekçesi ile ıslahla artırılan miktara faiz yürütülemeyeceği görüşüne katılamıyorum. 03.12.2012
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/4391, K. 2012/27082, 3 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama