KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/6175 E., 2012/25853 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti alacağı, dini ve milli bayram ücreti alacağı, asgari geçim indirimi alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde fabrika müdürü olarak çalıştığını, maaşlarının düzensiz ödendiğini, en son ödenmeyen maaşlarını ve asgari geçim indirimlerini işverenden talep edince işine son verildiğini belirterek kıdem, ihbar tazminatı ve bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacının ara sıra inşaata kontrole geldiğinden sürekli bir çalışmasının olmadığını, ücretlerinin düzenli ödendiğini, ayrıca şirketin malzemelerini habersiz satması nedeniyle işverenin güvenini kötüye kullandığını, son dönemlerde de fabrikaya uğramadığını belirterek devamsızlık yaptığını bu nedenle açılan davanın reddedilmesine karar verilmesini savunmuştur
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı kazanamayacak şekilde sonlandırıldığının, ayrıca ücretlerinin de tamamının ödendiğinin ispat edilememiş olması nedeniyle kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ve ücret alacaklarının kabulüne, asgari geçim indirimi ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ise reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin fazla çalışma alacağına hak kazanıp kazanamadığı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar.
O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir.
İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının her iki tarafın da kabulü olduğu üzere işyerinde üst düzey yönetici olup, fabrika müdürü olarak çalıştığı sabittir. Dosya kapsamından davacı yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verildiği de anlaşılamamaktadır. Bu haliyle davacının çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediği anlaşıldığından fazla mesai alacağının reddi yerine kabulü hatalı olmuştur.
3-Davacı işçinin ücretinin banka aracılığı ile ödenip ödenmediği de taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Yargılama aşamasında davalı vekili davacıya tüm ücret alacaklarının ödendiğini, bu durumun davacının banka hesabı ile sabit olduğunu beyan etmiştir. Ödeme itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilmektedir. Dolayısıyla davacının banka hesabına ilişkin belgeler ilgili bankadan getirtilip, bu konuda davacının beyanı da alınarak bir değerlendirmeye tabi tutulmadan mükerrer ödemeye yol açacak şekilde bilirkişi tarafından hesaplanan miktarların hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/6175, K. 2012/25853, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama