KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/6181 E., 2012/25849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, bayram ve genel tatil ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
818 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde tır şoförü olarak 2006 yılının temmuz ayında çalışmaya başladığını, işverenin çalıştırmış olduğu işçilerin haklarını ödememek amacıyla U... bünyesindeki değişik şirketlerde sigortalı olarak gösterdiğini, işverenin son aylarda aylık ücretlerini ödememeye ve geciktirmeye başladığını, davacının aylık ücretlerin ödenmesi hususunda davalıyı defalarca uyarmışsa da 2009 yılı Haziran ve Temmuz ücretlerini alamadığını, bunun üzerine iş sözleşmesini bildirimsiz olarak feshettiğini belirterek kıdem, fazla mesai, hafta tatili, ücret ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının ödenmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davacının 04/08/2009 tarihinde Nevşehir Avanos şantiyesinde çalışmak üzere görevlendirildiğini, ancak davacının bu işyerinde iş başı yapmadığını ve izleyen 2 günde de mazeretsiz olarak işe gelmediğini ve devamsızlığının söz konusu olduğunu, bu nedenle iş sözleşmesinin Uşak ..... Noterliğinin 07.08.2009 tarihli ihtarnamesiyle haklı nedenle feshedildiğini, işçi açısından fesihte haklı neden söz konusu olmadığını tüm alacaklarının ödendiğini, davalı...Ltd. Şti yönünden ise husumet yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme, davacıya en son 09.07.2009 tarihinde maaş ödemesi yapıldığını, bu tarihten sonra ödeme yapıldığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığını, ayrıca görev yeri değişikliği yazısının ise yazılı olarak işçi tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle işçiyi bağlamayacağından işveren tarafından yapılan feshin haksız olduğu ve davalı şirketlerin aynı kişilere ait iç içe organizasyonlarla çalışan şirketler olması nedeniyle açılan davada müşterek ve müteselsil sorumluluklarına karar vermiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı temyizi yönünden;
1-Taraflar arasında fazla mesai alacağının ödenip ödenmediği uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut olayda hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda alternatifli fazla mesai alacağı hesaplanmıştır. Mahkemece de fazla mesai tahakkuk ettirilen ayların alındığı kabul edilerek Temmuz 2006 ve Temmuz, Ağustos 2009 ayları dışında fazla mesainin olmadığı yönündeki hesaplama kabul edilmiştir. Ancak fazla mesai alacağının sadece imzasız bordrolarda tahakkuk ettirilmesi bu alacakların işçiye ödendiği anlamına gelmez. Bu nedenle bordrolarda belirtilen fazla mesai alacaklarının bizzat davacıya ödenip ödenmediği araştırılmalı ve bunun sonucunda bir hüküm kurulması gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
Davalı temyizi yönünden;
1-Taraflar arasında fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacağı ücretlerinin ödenip ödenmediği ve davalı...U... Ltd. Şti.‘nin alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması uyuşmazlık konusudur.
2-Davalı taraf yargılama esnasında da fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücret alacaklarının banka aracılığı ile ödendiğini iddia etmiş ve davacının banka kayıtlarından Haziran 2006-Temmuz 2009 arası dönemin dosya arasına alınmasını talep etmiştir. Ancak bu talep mahkemece dikkate alınmamıştır. Bu nedenle bu alacaklar açısından öncelikli olarak davacıya ait banka kaydının dosya arasına alınması ve bordrolarda tahakkuk eden bu ücret kalemlerinin davacıya ödenip ödenmediği tespit edilmelidir. Kabule göre de fazla mesai konusunda bordrolardaki tahakkukları mahsup edip, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacağı açısından bu tahakkukların mahsup edilmemesi de hatalı olmuştur
3-Davacı taraf çalışmalarının tazminatların ödenmemesi amacıyla U...‘ın farklı şirketleri üzerinden gösterildiğini iddia etmiştir. Dosya arasında bulunan sigortalı hizmet döküm cetveline göre ise davacının çalışmaları ...... ve .... sicil numaralı ...Ltd. Şti’de geçmiştir. Mahkemece davalı şirketlerin aynı kişilere ait olduğu ve iç içe organizasyonlarla çalışan şirketler olması nedeniyle birlikte sorumluluklarına karar verilmiştir.
Mahkemenin bu gerekçesinde hangi delillere başvurduğu dosya kapsamından şılamadığından afaki kalmaktadır.
Bu durumda mahkemece her iki şirketin ticaret sicil kayıtları getirtilerek, şirketlerin, ortakları, adresleri, faaliyet alanları, aynı yönetim ve binada faaliyet gösterip göstermediği araştırılarak şirketler arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, davacının iki şirket tarafından birlikte isithdam edilip edilmediği açıklığa kavuşturulduktan sonra karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/6181, K. 2012/25849, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama