KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/627 E., 2012/14405 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
650 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, davalı üniversitenin veri hazırlama ve otomasyon işini üstlenen diğer davalının işçisi olarak çalışmakta iken, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ... sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı ..., davacının üniversitenin hizmet alımını üstlenen diğer davalının işçisi olduğunu belirterek davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... Bilgisayar Güvenlik Oto. Sis. Elekt. Gıda İnş. Taah. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti., iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının daha önce görev yaptığı görev yerinden alınarak çamaşırhanede görevlendirilmesinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik olduğu, feshin haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1.521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8. maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Karar 08.12.2011 tarihinde davalı şirket vekiline usulüne uygun olarak tefhim edilmiş olup 8 günlük süresi geçtikten sonra 20.12.2011 tarihinde davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiş olduğundan HUMK.nun 432/4. maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle temyiz isteminin REDDİNE,
2.Davalı Üniversitenin temyizine gelince;
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kötüye kullanılmasını önlemek için, ilişkinin kurulma şartlarına, muvazaa ölçütlerine ve bunlara aykırılığın yaptırımına yer verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinin altıncı fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi; "bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki" olarak tanımlanmıştır.
Aynı maddenin yedinci fıkrasında "Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez" kuralına yer verilmiştir.
Somut olayda davacının davalı üniversitenin veri hazırlama ve otomasyon işlerini üstlenen davalı şirkete bağlı olarak bilgisayar operatörü olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davalılar arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu açıktır. Hal böyle olunca, iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine karar verilen davacının davalı şirkete ait işyerine iade edilmesi, işe iadenin mali sonuçlarından ise 4857 sayılı Kanun'un 2/6-7. maddesi gereğince davalı üniversitenin birlikte sorumluluğuna karar verilmesi gerekir. Mahkemece davacının hangi davalıya ait işyerine iade edildiği belirtilmeden ayrıca işe iadenin mali sonuçlarından davalıların birlikte sorumlu olacağı göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulmuş olması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/627, K. 2012/14405, 25 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama