KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/6276 E., 2012/18543 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
642 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, iş sözleşmesinin işverence sendikal nedenle feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, iş sözleşmesinin davacının olumsuz davranışları nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, feshin sendikal nedene dayanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının uyarılması veya ihtar edilmesiyle çözülebilecek bir olay nedeniyle işverence tazminatsız fesih sebebi olarak gösterilmesinin ölçülülük kuralını fazlasıyla aştığı, bu durumun işverenin sendikaya üye olan davacıyı her ne sebeple olursa olsun işten çıkarma niyetinde olduğunu gösterdiğini fesih için geçerli nedenin kanıtlanmadığı, feshin sendikal nedene dayandığı gerekçesi ile isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun "sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" başlıklı 31. maddesini üçüncü fıkrasına göre; işveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamaz; beşinci fıkrasına göre;
işçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre ise; sendika üyeliği veya
sendikal faaliyetlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde ise, 4857 sayılı Kanun'un 18, 19, 20 ve 21. madde hükümleri uygulanır. Ancak, 4857 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz.
Dosya içeriğine göre, davacının davalı işyerinde 08.02.2005-04.11.2010 tarihleri arasında imalat operatörü olarak çalıştığı, davacının iş akdinin üretim saatleri içerisinde cep telefonu kullanması, kendisini uyaran vardiya amiri ile tartışması, üretim sahasını izinsiz terk ederek dışarı çıkması ve uyarıya rağmen işinin başına dönmemesi gerekçeleriyle feshedildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, fesih için geçerli bir nedenin varlığı davalı işverence kanıtlanmadığından mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetlidir. Ancak feshin sendikal nedenle olduğu hususu da ispatlanamamıştır. Davacı hakkında iddia edilen olumsuz davranışına ilişkin tutulan tutanak, mahkeme aşamasında davalı tanıklarının davacının davranışına ilişkin beyanları göz önüne alındığında davacının iş akdinin sendikal nedenlerle feshedilmediği ortadadır. Davalı tarafın davacının olumsuz davranışlarına ilişkin iddiaları söz konusudur. Ancak bu durum davalı tarafça somut delillerle ispat edilememiştir. Fesih için haklı veya geçerli neden bulunmamakla birlikte feshin sendikal nedene dayandığı da yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlanmamıştır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/6276, K. 2012/18543, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama