KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/8162 E., 2012/19962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı iş sözleşmesinin geçerli ve haklı neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirterek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren davacının şirket organizasyonunda verilen görev ve sorumluluklar kapsamında takım çalışması ile yürütülen işlerde kendi adına ticari faydalar sağlayacak çalışmalar yaptığının tespit edilmesi üzerine 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/ II- e bendi uyarınca iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının, işyerinde satış pazarlama sorumlusu olarak çalıştığı, AR-GE 'de herhangi bir görevinin bulunmadığı, buna rağmen işyerinden edindiği bilgi ve tecrübelerle bir kilit sistemi geliştirdiği ve bu sistemin uygulanabilirliği görmek adına bir takım işyerleriyle işverenden habersiz görüşmeler yaptığı, patent enstitüsüne başvurduktan sonra buluşuyla ilgili işverenle ticari ilişki içerisine girmeye çalıştığı, tüm bu davranışların 4857 sayılı Kanun'un 25/11- e bendinde hükmünü bulan doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar olarak tanımlanabileceğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun'un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/11. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre davacının, davalı işyerinde 09.10.2008 tarihinden satış ve pazarlama sorumlusu olarak çalıştığı ve 14.06.2011 tarihli fesih bildiriminde davacının Türkiye Patent Enstitüsüne şirketin hali hazırda devam eden proje ve çalışmaları kapsamında bireysel başvuruda bulunması, bu suretle işverenin güvenini kötüye kullanması, meslek sırlarından kişisel menfaat ve ticari fayda sağlamaya çalışması,
işverene karşı doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışta bulunması gerekçesi ile haklı nedene dayanılarak feshedildiği anlaşılmakta ise de davacı hakkında aynı gerekçelerle 13.06.2011 tarihinde verilen yazılı uyarıda etik olmayan bu davranışına devam etmesi durumunda iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesine göre haklı nedenle feshedileceği bildirilmiş ve bu uyarı davacıya aynı gün tebliğ de edilmiştir.
İşveren iş sözleşmesinin feshinden bir gün önce aynı eylem nedeniyle davacıya yazılı uyarı cezası vererek bu olayı fesih nedeni yapmayarak iş sözleşmesini devam ettirme iradesini ortaya koyduğu halde bu uyarı dışında başkaca bir neden ileri sürmeden bu defa aynı olay nedeniyle fesih işleminde bulunması aynı eylem nedeniyle iki defa ceza verilmesi sonucunu doğurur ki bu da hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmaz.
Öte yandan bu yöndeki uygulama işveren açısından da çelişkili olduğu gibi geçmişte disiplin cezası verilen davranışların tekrar cezalandırılması gibi keyfiliğe de yol açacak nitelikte olacağından tüm bu nedenlerle olaydaki fesih işleminin geçersiz sayılması gerekir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/8162, K. 2012/19962, 27 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama