KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/8183 E., 2012/28283 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, ücret alacağı, ücretli izin alacağı, fazla mesai ücret alacağı, genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
1.020 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, ... sözleşmesinin performans düşüklüğünden bahisle işverence feshedildiğini ... sürerek, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve ödenmeyen ücret alacağı istemiştir.
Davalıların Cevaplarının Özeti:
Davalılardan Sedef Gemi İnşaat A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkili şirketin taşeronlarından biri olan ... Gemi İnşa Tamir Bakım İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nde çalıştığını, ... Gemi İnşa Tamir Bakım İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin 04.03.2009 tarihinde müvekkili şirkete davacının çalışmasının istifa ile sona erdiğini ve güvenlik açısından müvekkili şirkete girişinin iptal edildiğini bildirdiğini, bu bildirim ile davacının 04.03.2009 tarihi itibariyle şirkete girişinin iptal edildiğini, ... Gemi İnşa Tamir Bakım İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nden öğrenildiği üzere davacının ... Tersanesinde çalışmaya başladığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı ... Gemi İnşa Tamir Bakım İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde, davacının 19.10.2007 tarihinde müvekkili işyerinde çalışmaya başladığını, ... sözleşmesini 04.03.2009 tarihli istifa dilekçesi ile sona erdirdiğini, ibraname başlıklı istifa dilekçesinde kendi isteğiyle ayrıldığı beyanının yanı sıra çalıştığı süre boyunca hak kazandığı tüm haklarını da eksiksiz aldığını bildirerek, işvereni ibra ettiğini, davacının hiçbir tarihte eksik veya ödenmemiş maaş alacağının bulunmadığını, işyerinde fazla mesai yapılmadığını, yıllık izinlerinin hepsini kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile hüküm altına alınan alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Temyiz:
Hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 2/6. Son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, ... sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu ... sözleşmesinden ... yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı Kanun ile asıl işverenin, bu kanundan, ... sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu ... sözleşmesinden ... yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ... ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, ... yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır.
Ayrıca, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin yasal unsurları taşıyıp taşımadığı veya muvazaalı olup olmadığı da gözetilmelidir.
Somut olayda dosya içeriğinden, davalılar arasındaki hukuki ilişki ... olarak anlaşılamamaktadır. Öncelikle davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri getirtilmelidir.
Davalılar arasında ... hukuku yönünden ne tür bir ilişki bulunduğu, asıl işveren-alt işveren, geçici ... ilişkisi, birlikte istihdam, işyeri devri ve ... sözleşmesinin devri gibi ilişkiler yönünden inceleme yapılmalı, kurulan ilişkinin 4857 sayılı Kanun'a uygun olup olmadığı irdelenmeli, iki şirket arasındaki ilişkinin sona ermesinin davacının ... sözleşmesinin üzerindeki etkileri kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Mahkemece, belirtilen eksiklikler giderilerek diğer delillerle birlikte değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, davacının sigortalı hizmet cetvelinde, 04.03.2009 tarihinde davalılardan ... Gemi İnşa Tamir Bakım İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nden çıkışı sonrası ....03.2009 tarihinde 1105540 sicil nolu işyerine girişinin yapıldığı ve 03.04.2009 tarihinde de söz konusu işyerinden çıkışının olduğu görülmektedir. 1105540 sicil nolu işyerinin kime ait olduğu, bu işyerinin davalılar ile hukuki irtibatı bulunup bulunmadığı belli değildir. Mahkemece, davacının 17.03.2009 tarihine kadar davalılara ait işyerinde çalıştığı kabul edilerek hizmet süresi ve işçilik alacakları hesaplanmıştır. Bu durumda, 1105540 sicil nolu işyerinin kime ait olduğu, anılan işyerinin davalılar ile hukuki ilişkisi araştırılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de isabetsizdir.
2-Öte yandan, işçinin fazla çalışma süresinin hesaplanma yöntemi de taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı Kanun'un 41. maddesine göre haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalar fazla çalışma sayılır. Anılan kanunun 63. maddesinde ise, “Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu ... sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir.
Haftalık ... süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlenmesi mümkündür. Bu halde haftalık çalışma süresini aşan kırkbeş saate kadar çalışmalar ise 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesinin 3. fıkrasında, “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılmıştır. Fazla sürelerle çalışma halinde denkleştirmeye gidilip gidilemeyeceği, kanunda açıkça düzenlenmemiştir. Bununla birlikte denkleştirme esasının kabul edildiği 63. maddede “haftalık normal çalışma”
süresinden söz edildiğine göre, tarafların kırkbeş saatin altında haftalık çalışma süresi belirlemeleri halinde denkleştirmenin kararlaştırılan haftalık çalışma süresine göre yapılması gerekecektir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağını ve zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (4857 sayılı Kanun md.69/3). Bu halde günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın bir sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir.
Fazla çalışma yönünden diğer bir kanuni sınırlama da, 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesinde yazılı olan fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Kanundaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Dairemizin uygulaması bu yöndedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının işe giriş çıkış saatlerini gösterir Kasım 2007-Mart 2009 tarihleri arası puantaj kayıtlarının tetkikinden, davacının ortalama 08.00 gibi işbaşı yaptığı ve yine ortalama 17.00 gibi işten ayrıldığı, bu durumda, davacının günlük normal mesai saatlerinin dokuz saat olduğunun kabulü ile dokuz saati aşan çalışmalar yönünden fazla çalışma süreleri hesaplanmıştır. Bu durumda, 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesine göre haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalar dikkate alınarak davacının fazla çalışma süresinin hesaplanması gerekirken, günlük olarak hesaplama yapılması da hatalıdır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/8183, K. 2012/28283, 14 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama