KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/8508 E., 2012/27886 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, ücret ile işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalı firmaların aynı adreste faaliyet gösteren ve aralarında organik bağ bulunan şirketler olduğunu ve davalı şirketler tarafından birlikte istihdam edildiğini davalılara ait ... yerinde 26.09.200-24.12.2005 tarihleri arasında çalıştığını ... sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarınını tahsilini istemiştir.
Davalılar ... Kimya Nak. Tic. A. Ş., ... Lojistik Nak. Plastik Ambalaj Otom. Mak. Ltd. Şti. ve ... Nakliyat A; Ş vekili, davacının davalı şirkete ait araçta yangın çıkardığını ve kullandığı aracın motoruna kusurlu davranışı ile zarar verdiğini, ... akdinin 30 günlük ücretine aşacak şekilde işverenin zararına sebep olması nedeni ile haklı feshedildiğini, ... yeri devri prensipleri gereğinde tüzel kişiliği ayrı olan şirketlerin ancak kendi dönemlerine ilişkin alacak ve tazminatlardan sorumlu tutulabileceklerini, ayrıca davacının ... Nakliyat Ticaret A. Ş. bağlı olarak hiçbir dönemde çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir .
Davalı ... Tet ... Nakliyat A. Ş. vekili ; davacı ile müvekkili şirket arasında ... akdi bulunmadığını, diğer davalı şirketlerden tamamen ayrı bir tüzel kişiliği olan davalı şirketin davacının işçilik alacaklarından sorumlu tutulamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, daha önce davalılar hakkında görülen dava dosyalarının bilinen içeriği, tanık anlatımları ve davalı ... Lojistik şirketinin internet sayfasındaki görüntüleri bir arada ele alındığında; aynı kişiler tarafından kurulup yönetilen şirketlerin işçilerinin alacaklarının ödenmemesi amacıyla kayden işveren görünen şirketin mal varlığının kayden işveren olarak görünmeyen şirkete aktarıldığı, ,davalıların “tüzel kişiliklerin ayrılığı” ilkesini üçüncü kişi durumundaki işçilerin sözleşmelerinin feshi halinde alacaklarına ulaşamamalarını sağlamak amacıyla kötüye kullandıkları gerekçesi ile işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu ./..
oldukları, davacının ... sözleşmesini davalı işverenler tarafından haksız feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre,davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 37 nci maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda, davalı işveren tarafından 2005 yılı 11. ve 12. aylara ilişkin ücret bordroları davacı işçi tarafından ihtirazi kayıtsız imzalanmıştır. Davacının bu döneme ilişkin ücret alacaklarının ödendiği işveren tarafından ispatlandığı halde olduğu halde, mahkemece bu dönemler için ücret alacağına hükmedilmesi hatalı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir .
3-Taraflar arasında, ki diğer uyuşmazlık noktası ise işçilik alacaklarının zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır .
Zaman aşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zaman aşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zaman aşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
... sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve ... sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği ... yıllık izin ücreti alacağının zaman aşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir
Somut olayda; taraflar arasındaki ... akdi 24.12.2005 tarihinde feshedilmiştir. Yıllık izin ücret alacağı yönünden dava tarihi olan 11.....2008 tarihinde talep edilen 100.00 TL için zaman aşımı süresi dolmamış olmakla birlikte ; 24.03.2011 tarihinde ıslah yolu ile talep edilen miktar yönünden talep zaman aşımına uğramıştır. Bu hususun dikkate alınmaması da ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/8508, K. 2012/27886, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama