KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/9897 E., 2012/29927 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; davacının 01.01.1982 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başladığını, 01.07.2005 tarihinde emekli olduğunu ve emekli olduktan sonra da 01.....2010 tarihine kadar davalıya ait işyerinde çalışmaya devam ettiğini, emekli olmasına rağmen kıdem tazminatı ve diğer kanuni haklarının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, haftanın her günü çalıştırılmasına rağmen hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, milli bayramlarda çalıştırıldığını ücretinin ödenmediğini, her gün iki saat fazla çalışma yaptığını ücretinin verilmediğini ileri sürerek,
11.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL yıllık izin ücretinin, 1.000,00 TL fazla çalışma ücreti, 1.000,00 TL hafta tatili ücreti ve 500,00 TL genel tatil ücretinin faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise duruşmalara katılmamış, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, emeklilik suretiyle ... sözleşmesi sona ... davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, işverence davacının işçinin yıllık ücretli izin hakkını kullandığının yazılı delil ile ispat edilemediği, tanık anlatımlarına göre fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ve ulusal ... ve genel tatillerde çalıştığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı süresi içinde davacı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında ıslah dilekçesi veren davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 181. maddesine uygun usulü işlem yapıp yapmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
6100 sayılı Kanun'un 181. maddesinde, “Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edileceği” düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı vekilinin 21.12.2011 tarihli celsede, “bilirkişi raporunu inceleyerek beyanda bulunalım gerekirse ıslah dilekçemizi sunacağız” şeklinde beyanda bulunduğu, mahkemece, “davacı vekiline bilirkişi raporunu inceleyerek beyanda bulunmak ./..
ve ıslah dilekçesini sunmak üzere süre verilmesine” şeklinde ara kararı oluşturulduğu, davacının ....03.2012 tarihinde harcını yatırarak bilirkişi raporu doğrultusunda talebini artırarak ıslah ettiği, mahkemece 07.03.2012 tarihli celsede, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesi gözetilerek 21.12.2011 tarihli oturumda davacı vekilinin ıslaha ilişkin beyanı karşısında davacı vekiline ıslah dilekçesini sunmak için süre verildiği, ... bu sürenin verildiği 21.12.2011 tarihli oturumda 6100 sayılı Kanun'un maddelerinin derhal uygulanabilirlik ilkesi gereği geçerli olduğu,
6100 sayılı Kanun'un 181. maddesi gereğince ıslah için kanunda belirtilen sürenin bir hafta olduğu, hakimin kanunda belirtilen süreleri uzatma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle kanunda belirtilen kanuni süre geçtikten sonra yapılan ıslah talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davacının ıslah talebi 6100 sayılı Kanun'un 181. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle reddedilmiş ise de, davacının 21.12.2011 tarihli celsede gerekirse ıslah dilekçesini sunacağını beyan ettiği, bu beyanının ıslah talebi olarak değerlendirilemeyeceği, bu durumda mahkemece davacıya ıslah dilekçesini sunmak üzere süre verilmesinin yerinde olmadığı, davacının ....03.2012 tarihinde ıslah talebinde bulunduğu,
bu talep tarihinden sonra 6100 sayılı Kanun'un 181. maddesince davacıya bir haftalık süre verilmesi gerektiği, anılan maddedeki bir haftalık sürenin ıslah talebinden sonra talepte bulunan tarafın ıslah harcını yatırma, ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin masrafları yatırma ve tebliğe ilişkin gerekli işlemleri yapmak gibi usuli işlemlerin yapılması için öngörülen süre olduğu, ıslah talebinin sözlü veya yazılı olarak yapıldığı tarihten sonra işlemeye başlayacağı gözetilmeden davacının ıslah dilekçesinin kabulü yerine yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2012/9897, K. 2012/29927, 28 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama