KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/11049 E., 2013/15112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının 12.11.1997-11.11.1998 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştıktan sonra işten çıkartıldığını, daha sonra 02.11.2005-16.05.2007 tarihleri arasında yine aynı işyerinde çalıştığını, davacının işe iade davasının mahkemece kabul edildiğini, karanın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini ileri sürerek, işe iade davasından dolayı dört ay daha çalıştığının kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatının faizleriyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ilk dönem çalışması ile ilgili zaman aşımı süresinin dolduğunu, ikinci dönem çalışması ile ilgili iş sözleşmesinin belirli süreli olduğunu ayrıca sözleşmenin feshinin haklı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kıdem tazminatı bakımından uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatım düzenleyen 1475 sayılı Kanunu'n 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanun'un 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Bu noktada, iş sözleşmesinin ölüm ya da diğer sebeplerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde 1475 sayılı Kanun'un 14/3. maddesine göre işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarih olmalıdır.
Emekliliğe hak kazanma belgesi işverene bildirilmemişse, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için de faiz başlangıcı olmalıdır.
Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin başladığı tarihtir.
İşe iade davası sonrasında işçinin süresi içinde başvurusuna rağmen işverence işe başlatılmadığı tarih fesih tarihi olmakla, kıdem tazminatı bakımından faiz başlangıcı da, işçinin işe alınmayacağının açıklandığı tarih ya da bir aylık işe başlatma süresinin sonudur.
Somut olayda, davacıya kesinleşen işe iade davasının 27.10.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kanuni on günlük süresi içinde 30.10.2008 tarihinde işe başlama talebinde bulunduğu, talebin davalıya 05.11.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 28.11.2008 tarihinde davacıyı işe başlatmayacağını bildirdiği anlaşılmış olup, feshin 28.11.2008 tarihinde kesinleştiği, kıdem tazminatına bu tarih itibariyle faiz işletilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/11049, K. 2013/15112, 21 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama