KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/18642 E., 2013/26412 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, asgari geçim indirimi, prim ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
692 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, ... sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, vergi iadesi, fazla çalışma, prim ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının ... sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı ... Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftanın altı günü 09:00-20:00 arası çalıştığından hareketle fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır. Bu kabul dosya içeriğine, davacının yaptığı işe, işyerinin niteliğine ve tanık beyanlarına uygun düşmemektedir. Davacı tanıkları kasiyer olarak çalışan davacının 09.00-22.30/23.00 saatleri arasında çalıştığını, davalı tanığı ise 08.00-17.00/19.00 saatleri arasında çalıştığını açıklamışlardır. Tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesi ile davacının haftanın altı günü 08:00-19:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilmeli ve bir saat ara dinlenmesi düşülerek davacının fazla çalışma alacağı hesaplanmalıdır. Yanılgılı değerlendirme içeren bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasında asgari geçim indiriminin ödenip ödenmediği uyuşmazlık konusudur.
İşçiye ücreti dışında ödenen asgari geçim indirimi kanun ile getirilmiş olup, bireyin veya ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır.
Somut olayda; davacı taraf asgari geçim indirimlerinin ödenmediğini iddia etmiş, davalı taraf ise davacıya tüm ücret alacaklarının ödendiğini, bu durumun davacının bordroları ile ... olduğunu savunmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise; davacıya ait imzasız ücret bordrolarının büyük çoğunluğunda asgari geçim indirimi tahakkuku bulunduğu, bu nedenle bu dönemdeki asgari geçim indirimi alacaklarının ödendiği görüşü ile tahakkuk bulunan aylar hesap dışı bırakılmıştır. Dosyadaki ücret bordroları imzasız olup, bordroda tahakkuk ettirilen asgari geçim indirimi alacağının ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle, davalıdan ödemeye ilişkin tüm belgeleri sunması istenmeli ve asgari geçim indiriminin 5615 Sayılı Kanun gereği ödenmesi zorunlu olduğu da gözetilerek Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 01.01.2008 tarihinden itibaren ödenip ödenmediği araştırılmalı ve ödeme varsa ödeme olan aylar dışlanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu husus gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/18642, K. 2013/26412, 25 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama