KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/19143 E., 2013/17056 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, üyelik ve dayanışma aidatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacı ... ile ... arasında, 01.01.2009-31.12.2009, 01.01.2010-31.12.2012 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmeleri imzalandığını, ayrıca Hizmet-İş Sendikası ile 5747 sayılı Kanun hükümleri gereğince, Karamürsel İlçe Belediyesine katılan Ereğli Belediye Başkanlığı arasında, 01.10.2008-30.09.2010 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmeleri imzalandığını, davalı belediyenin sendikaları adına kestiği aidatları 2821 sayılı Yasa'nın 61. maddesine göre kesip sendikaya ödemesi gereken aidatları ödemediğini iddia ederek 01.01.2009-31.12.2010 tarihleri arası dönem için üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının,
toplu iş sözleşmesi gereği ödenmeleri gereken temerrüt tarihlerinden itibaren işleyen en yüksek işletme kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacı Sendikanın her toplu iş sözleşmesi döneminde yasa ve toplu iş sözleşmesi uyarınca üyesi olan işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatı miktarını ve banka hesap numarasını müvekkili işverene göndermediğini, Sendikanın belirtilen belgeleri işverene göndermediği takdirde toplu iş sözleşmesinde belirtilen ödeme tarihine göre faiz talebinde de bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacı sendikanın 110.454,30 TL aidat alacağı olduğu, mevcut dosyada dava tarihinden önce temerrüt olgusunun gerçekleşmediği, dolayısıyla faiz başlangıcının dava ve ıslah tarihinden öncesi olabilmesi için gerekli koşulların bulunmadığı, aidat alacağına ilişkin bilirkişi raporundaki hesaplamanın hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Davacı vekili tarafından 19.02.2013 havale tarihli dilekçeyle, dava konusu dönemi kapsayan alacakların ödenmesi konusunda taraflar arasında 22.06.2011 tarihli protokol imzalandığının, protokol gereğince de davalı tarafından protokol konusu alacakların tamamımın ödendiğinin ve davanın konusuz kaldığının ifade edildiği görülmektedir. Davacı vekilinin bu beyanının mahkemece değerlendirilmesi gereklidir. Kararın bu nedenle bozulması yoluna gidilmiş olup bozma sebebine göre sair temyizlerin daha sonra değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Sonuç:
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/19143, K. 2013/17056, 10 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama