KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/19540 E., 2013/19949 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılar arasında 4857 sayılı İş Kanunu'na uygun asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece de, asıl işveren alt işveren ilişkisi geçerli kabul edilmiştir. Ancak, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklardan davalılar müteselsilen sorumlu tutulmuş olmasına rağmen, davalı Bakıköy Belediyesi yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Hüküm fıkrası çelişkili olup, infazda tereddüde yol açacak niteliktedir. Oysa, 6100 sayılı Hukuk Muhameleri Kanunu'nun 297. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bu durumda, davacı, alt işveren olan davalı şirket işçisi olduğuna göre anılan davalıya ait işyerine iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklardan davalıların müteselsilen sorumluluğuna karar verilmelidir. Yazılı şekilde hüküm fıkraları arasında çelişki olacak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/19540, K. 2013/19949, 27 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama