KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2013/21447 E., 2014/37440 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Aralık 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 6. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 28/03/2013
- Numarası
- 2010/1234-2013/318
Karar Metni
361 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; davacının davalıya ait işyerinde 07.03.2006-04.11.2010 tarihleri arasında hemşire ve hemşire takım lideri olarak en son 3.000,00 TL ücretle çalıştığını, bir kısım alacaklarının ödenmemesi sebebiyle iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, kanuni süresi içinde, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Kıdem tazminatına uygulanması gereken faiz konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 120. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre, kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. İş sözleşmesinin ölüm ya da diğer sebeplerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma halinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa başvurduğunu ve yaşlılık aylığı bağlandığını belgelemesi şarttır. Bu halde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.
Somut olayda, kıdem tazminatı tutarının tümüne fesih tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, ıslah ile artırılan kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/21447, K. 2014/37440, 31 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama