KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/23681 E., 2013/25214 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve ulusal bayram genel tatili ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, davalıya ait işyerinde otopark görevlisi olarak çalıştığını, işyerinde fazla çalışma yapmasına ve ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmaya devam etmesine rağmen hak kazandığı ücret alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. İşçilik alacaklarının tahsili istemi ile açılan bu davanın yargılaması devam ederken, 17.01.2011 tarihinde ... sözleşmesinin feshedilmesi üzerine, davacı bu defa feshin haksız olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsili talebi ile ayrı bir dava açmış ve her iki dava birleştirilerek yargılamaya bu dosya üzerinden devam olunmuştur.
Davalı vekili, davacının ... akdinin 4857 sayılı ... Kanunu'nun 25. maddesinin b,d, e, h bentleri gereğince haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının ... sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının ... sözleşmesinin doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması, işveren ve bir başka işçiye sataşması sebebi ile haklı sebebe dayalı feshedilip edilmediği noktasında toplanmaktadır .
Davalı işveren tarafından düzenlenen 15.01.2011 tarihli fesih bildiriminde, davacının müşterilerden hatalı ve fazla para tahsil ederek firmayı zor duruma sokacak davranışlarda bulunduğu, diğer çalışanları işverene karşı kışkırttığı, işveren vekilini asılsız iddialara ile Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ettiği, son olarak 24.12.2010 tarihinde 2.00 TL ödemesi gereken bir müşteriden 10.00 TL istediği, bu olaya istinaden hazırlanan 05.01.2011 tarihli ihtar yazısının, kendisine tebliğ edilmek istenmesi üzerine de
denetçi ... ve işyeri yetkilerine küfürlü hakarette bulunduğu ileri sürülmüştür. 05.01.2011 tarihli ihtar yazısı dosya içerisine ibraz edilmiş ise de davacının otopark ücretlerini tahsil ederek usulsüzlük gerçekleştirdiği ve fazla miktarda tahsilat yaptığını gösterir yazılı bir delil dosya içerisine ibraz edilmemiştir. Davacının doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemlerde bulunduğu hususu davalı işverence tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanamamıştır.
Öte yandan, işveren bu fesih sebebi dışında davacının bir başka çalışana sataştığını ve işveren yetkilerine hakaret ettiğini savunarak, bu hususun da haklı fesih sebebi olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir
4857 sayılı Kanun’un 25. maddesi II. (d) bendine göre, işçinin işverene veya ailesine karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi veya davranışlarda bulunması ya da işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması veya işçinin işverene veya aile üyelerinden birine sataşması haklı fesih sebebi olarak sayılmıştır.
Fesih bildiriminde adı geçen ve sataşma eyleminin mağdurlarından olduğu belirtilen davalı tanığı ...; davacının işveren aleyhine işçilik alacaklarının tahsili amacı ile dava açmasından sonra sürekli hatasının arandığını ve işveren tarafından işten çıkarıldığını beyan etmiş ise de; bu tanığın feshe konu sataşma eylemine ilişkin ayrıntılı beyanı alınmadığı görülmektedir. Ayrıca davalı tanığı ...ile işveren arasında da husumet yaşandığı beyanlarının içeriği ile sabittir. Diğer davalı tanığı ...ise, davacının ofiste personel müdürüne ve yetkililere hakaret ettiğini duyduğunu soyut olarak belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, 05.01.2011 tarihli ihtar yazısının davacıya tebliğ edilmek istendiği sırada davacının işverenin bir başka işçisine sataşıp sataşmadığı, işverenin namus şeref ve namusuna dokunacak söz veya davranışlarda bulunup bulunmadığı hususunda davalı tanıklarının ayrıntılı beyanlarının alınmadığı anlaşılmaktadır. Karar bu yönü ile eksik incelemeye dayalıdır. Davalı tanıklarının fesih sebebi olarak ileri sürülen sataşma eylemine ilişkin ayrıntılı ve somutlaştırılmış beyanları tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/23681, K. 2013/25214, 19 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama