KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/26525 E., 2013/28670 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
584 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının 15.06.1997-16.06.2008 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde 1.250,00 TL ücretle çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, genel tatil ücreti alacağı ile kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, işyerinde ikramiye uygulaması olup olmadığı hususları taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan şahitlerin anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacıya fazla mesai ücreti tahakkuk ettirilen ücret bordroları ihtirazi kayıtsız imzalı ise bu sürelerin dışlanarak hesap yapılması gerekirken, fazla çalışma adı altında yapılan ödemelerin mahsubu yoluna gidilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca, fazla çalışma ücretinin hesabında, bilinmeyen dönem ücreti, asgari ücretin normal ücrete oranlanması ile tesbit edilerek hesap yapılmış ise de, davacı sadece son dönemde müdür yardımcısı olarak çalışmış, ilk dönemlerde ise bilgi işlem görevlisi ve satış elemanı olarak çalışmış olup, buna göre, davacının satış elemanı ve bilgi işlem görevlisi olarak çalıştığı dönemler tesbit edilerek, bilgi işlem elemanı ve satış elemanlarının emsal ücret araştırması yapılarak, ücreti bilinmeyen döneme ilişkin fazla mesai ücreti hesaplamasının bulunacak bu ücret üzerinden yapılması gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, hesaplamaya esas alınan ücret, işyerinde yılda üç ikramiye ödemesi yapıldığı kabul edilerek tesbit edilmiş ise de bordrolarda ikramiye tahakkukunun bulunmadığı, şahitlerinde bu konuda açık beyanlarının olmadığı dikkate alındığında, Dairemizden geçen emsal dosyalarda gözetilerek, işyerinde ikramiye ödenmesine dair uygulama olmadığı kabul edilerek ücretin miktarı tesbit edildikten sonra, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı yorum ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/26525, K. 2013/28670, 10 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama