KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/26527 E., 2013/23518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2013
- Mahkemesi
- ... Mahkemesi
Karar Metni
1.044 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Dava
Davacı ücret alacağının ödetilmesine, karşı davacı ise kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda; asıl davada ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı-karşı davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 22.10.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara ... kağıdı gönderilmişti.
Duruşma günü davalı-karşı davacı adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı, 01.06.1988 tarihinden itibaren ... yanında ve 1992 yılından itibaren de işyerinin şirketleşmesiyle birlikte aynı yerde 01.03.2003 tarihine kadar çalışmaya devam ettiğini, kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin mahkeme kararıyla tespit edildiğini, işten ayrıldığında aylık ücretinin 1000 Dolar olduğunu, şirketi kendi işyeri gibi benimsediğini, şahsi çeklerini şirket için kullandığını, şirkete ödünç para dahi verdiğini, işten ayrılırken şirket yetkilisi ... ...'nın kıdem, ihbar ve aldığı borçların karşılığı olarak 200.000 YTL (200.000.000.000 TL) değerinde 30.12.2004 ödeme tarihli borç ikrarını havi senedi imzalayıp verdiğini,
belirlenen sürede söz konusu borcun ödenmediğini bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL alacağın senette öngörülen vade tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı işveren, iddia edilen hizmet süresine ve ücrete itiraz etmiş, sözü edilen 200.000 YTL (200.000.000.000) TL'nin hayatın olağan akışına aykırı ve afaki boyutta bir miktar olduğunu, davacı hakkında imzalı kağıda sahibinin zararına muamele yapmaktan ceza davası açıldığını, davacının işten kendi isteği ile ayrıldığını, resmi makamlar önünde ikrar ettiğini, işten ayrılırken 04.03.2003 tarihli ibraname verdiğini, davacının belirttiği alacaklarının her biri için talep ettiği miktarı açıkça belirterek taleplerini miktar itibariyle somutlaştırması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına dair verilen kararın davalının temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22.01.2013 tarih ve 2010/37011-2013/2338 esas ve karar sayılı ilamıyla özetle; mahkeme kararında sözü edilen ve Yargıtay ilgili ceza dairesince araştırmaya yönelik olarak bozulan ceza davalarının kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleşmesini takiben dava konusu senedin geçerliliği değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuştur.
Davalı şirketin, davacı işçi aleyhine davacının saklı tuttuğu 195.000 TL'den borçlu olmadığının tespitine ilişkin olarak açtığı ... 3. ... Mahkemesinin 2011/524 esasında kayıtlı dava bozma sonrasında bu dava ile birleştirilerek yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; dava konusu yapılan senedin davacının, davalı şirkete verdiği bir miktar borç ile işçilik alacaklarına yönelik olduğu, bunun da aksinin davalı tarafından kanıtlanmadığından bahisle davacı-davalı işçinin davasının kabulüne, davalı-davacı şirketin davasının ise reddine karar verilmiş; hüküm davalı-davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacının 01.06.1988 tarihinden itibaren ... sözleşmesinin sona erdiği 01.03.2003 tarihine kadar çalıştığı, ... sözleşmesinin sona erdiği sırada davalı şirkette satış müdürü olarak görev yaptığı, davacının kayıt dışı kalmış çalışmalarının mahkeme hükmü ile tespit edildiği, ... 1. ... Mahkemesinde sonuçlanan hizmet tespiti davasında verilen kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 03.06.2010 tarih ve 2009/1687-2010/8005 esas ve karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, davacı hakkında söz konusu senetten dolayı açılan ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği ve kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan “... İçecek Dağıtım” antetli tarihsiz belgede el yazısı ile; emre muharrer olduğu belirtilen senet mukabilinde davacıya 30.12.2004 tarihinde 200.000 YTL (200.000.000.000 TL) ödeneceğinin yazılı olduğu, ancak borcun sebebinin belirtilmediği ve belge metninde ayrıca davacının çalıştığı sürede hesaplarına karşılık teminat olarak verdiği biri imzalı sekizi imzasız olduğu açıklanan çeklerinde yukarıda belirtilen ödeme tarihinde iade edileceğinin taahhüt edildiği, belge altında şirket yetkilisinin isim ve imzasının bulunduğu görülmektedir.
Davacı işçi, yargılama sırasında verdiği beyan dilekçesinde söz konusu belgenin işten ayrılırken şirket yetkilisiyle yapılan görüşme sırasında düzenlendiğini belirtmiş, bu konuda ceza davasında alınan beyanında işten ayrılırken davalı şirket yetkilisiyle görüştüğünü, varılan anlaşmaya göre senedin kendisinin yazdığını bildirmiştir.
Davalı şirket ise bu belgenin davacıya çalıştığı sırada gerektiğinde kullanmak üzere verilmiş olan açığa imzalı kağıdın davacı tarafından doldurulduğunu ve bu suretle şirketin borçlandırıldığını ileri sürmüştür.
Tarafların davacının iddia ve taleplerinin dayanağı belgenin oluşturulmasına yönelik beyan ve açıklamalarına göre söz konusu belgedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olduğu ve belge içeriğinin davacı tarafından yazıldığı yönlerinin tartışmasız olduğu anlaşılmıştır.
Davacı iddiasının dayanağı söz konusu belgede borcun sebebi belirtilmemiş ise de; davacı dava dilekçesinde senette yazılı borcun sebebini ihbar ve kıdem ile şirkete verilen ödünç para olduğunu bildirmiş, daha sonra verdiği 19.04.2010 tarihli beyan dilekçesinde ise işyerinde 16 yıl çalıştığını, ücretine göre 40.000 TL'nin kıdem tazminatı, 36.200 Dolar (2003 yılındaki değeri 58.959,80 TL) prim ve sigortasının bildirilmediğinden yıllarca kayıtsız çalıştırıldığından davalının bu nedenle bir daire almayı ya da 200.000 TL vermeyi taahhüt ettiğini belirtmiş, borcun kaynağı olarak ileri sürdüğü bu sebeplere karşı davalı iddianın değiştirilmesine ve genişletilmesine muvafakatının olmadığını bildirerek itirazda bulunmuştur.
Davalının iddianın değiştirilmesine ve borç kaynağı olarak yeni sebepler ileri sürülmesine muvafakat etmediği nazara alındığında iddiayla bağlılık kuralı gereğince davacının şirkete borç para verip vermediği ve ihbar-kıdem tazminatı alacağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve delillerin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava dilekçesinde borcun sebebi açıklanmış olmakla artık borç sebebinin belirtilmediği senedin mücerret borç ikrarı olarak değerlendirilmesi ve salt senede dayanılarak davalı şirketin senette yazılı miktarda davacıya borçlu olduğunun kabulü mümkün değildir.
Bu yön dikkate alınarak öncelikle davacının davada ihbar ve kıdem tazminatıyla şirkete ödünç verdiği para karşılığı olarak talep ettiği 5.000 TL'nin bu alacakların her biri için ne kadar miktarda talep edildiği davacıya açıklattırılıp miktar itibariyle dava konusu talepler somutlaştırılmalıdır.
Davacı, dava dilekçesinde; şirkete ödünç verdiği paradan dolayı alacaklı olduğunu belirtmiş ise de sonraki beyan dilekçesine ve ceza davasındaki açıklamasında ödünç ilişkisinden sözetmediği ve dosyadaki delillere göre davacının davalı şirkete borç para vermekten dolayı alacağının bulunmadığı anlaşılmakla söz konusu bu talebin ... olmadığı kabul edilmeli,
... sözleşmesinin sona erme şekli itibariyle davacının sadece kıdem tazminatı talep edebileceğinin kabul edilmesi dosya içeriğine uygun düşeceğinden iddia edilen ücret miktarına davalının itirazı dikkate alınarak davacının ... sözleşmesinin sona erdiği tarihteki gerçek ücretinin yöntemince araştırılıp belirlenerek kıdem tazminatı alacağı hesaplattırılarak tespit edilmeli, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davacının kıdem tazminatı alacağına hükmolunmalı, birleştirilen davadaki uyuşmazlığında buna göre değerlendirilerek giderilmesi gerektiği düşünülerek sonuca gidilmelidir.
Mahkemece tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/26527, K. 2013/23518, 7 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama