KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/26607 E., 2013/19775 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ........ tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının işveren vekili konumunda olup, iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, kaldı ki feshin geçerli sebebe dayandığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının fesih tarihinden önce temsil ve ilzam yetkisinin kaldırıldığından işveren vekili konumunda olmadığı, fesih sebebin açık ve kesin şekilde bildirilmediğinden feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Somut olayda, dosya kapsamına göre, davacı işçinin fesih tarihi itibariyle genel müdür olarak çalıştığı, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili konumunda olup iş güvencesi kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Fesih tarihinden önce, 25.01.2012 tarihi itibariyle yönetim kurulu kararıyla temsil ve ilzam yetkisinin davacıdan alınarak yönetim kurulu başkanı ile ikinci başkanında toplanmış olması ve işçi işe alma ve çıkarma yetkisinin kaldırılmış olması varılan sonucu değiştirmez. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/26607, K. 2013/19775, 24 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama