KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/30029 E., 2013/23880 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, aidat alacağıınn aidat kesintileri aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
1.045 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı işveren belediye müvekkil sendika adına kestiği aidatları 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61. maddesine nazaran, kesildikleri tarihlerden itibaren bir ay içinde müvekkil sendikaya ödemediği gibi, taraflarınca gönderilen 02.07.2001 tarih 19724 sayı ve 20.01.2006 tarih ve 2006/570 sayılı ihtarnamaye rağmen de ödemediğini, aidat alacakları olduğunu iddia ederek aidat alacağının aidat kesintileri aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili davacının talep dönemini belirlemediğini, ayrıca aidatların nereye ödeneceği konusunda bir anlaşmanın da bulunmadığını, zamanaşımı definde bulunduklarını, davalının temerrüde düşmediğini, alacak, faize itirazlarda bulunduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, işveren üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve 2822 sayılı Toplu ... Sözleşmesi, Grev ve ... Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecbur olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve faizin başlangıç zamanı hangi tarih olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu ... sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu ... sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu ... Sözleşmesi, Grev ve ... Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu ... sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu ... sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu ... sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu ... sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu ... sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan 2003-2004 ile 2006-2007 ve 2007-2008 dönemi toplu ... sözleşmelerinin 10. maddesinde “işveren 2821 sayılı yasanın 61. maddesi hükümlerine uygun olarak sendika üyelerinin aidatlarını keserek işçi aylık ücretlerinin ödendiği günü izleyen 3 gün içinde sendikanın bildireceği banka hesabına yatırmakla yükümlüdür. Dayanışma aidatı da aynı esaslara tabidir. İşveren bu süre içinde kesmediği ya da kesip sendikanın hesabına yatırmadığı aidatları ödemesi gereken tarihten itibaren (her ay için takip eden ayın sonuna kadar) 2821 sayılı Yasanın 61. Maddesi gereği yasal faizden aşağı olmamak üzere en yüksek işletme kredisi faiziyle ödemek zorundadır.” denilmiştir.
Dosyada yer alan diğer toplu ... sözleşmelerinde, “işveren 2821 sayılı yasanın 61. maddesi hükümleri ile sendika tüzük hükümlerine uygun olarak sendikaca bildirilecek üyelerden aidat keserek sendikanın bildireceği hesaba her ay yatırmak zorundadır. Bu konudaki yasa hükmü saklıdır.” denilmiştir.
Bütün bunlara ek olarak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı
ile mütemerrit olur. " İkinci fıkrasında ise "Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilirken aynı Kanun’un 84. maddesinde; “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” düzenlemesi yer almıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında;
a)Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu aidat alacaklarının hesaplanmasına dayanak oluşturan bilgi ve belgelerin davalı işverence mahkemeye gönderilmesi, talep döneminde kesilen aidat tutarının bildirilmesi mahkemenin isteğine dayalı olup, bu bilgi ve belgelerin davalının serbest iradesiyle alacaklıya verilmesi ve söylenmesi söz konusu olmadığından usulünce yapılmış zamanaşımını kesen bir borç ikrarından söz etmek doğru değildir. Bu esaslar doğrultusunda mahkemece davalının zamanaşımı savunmasının değerlendirilmesi gereklidir. Bunun yapılmaması hatalıdır.
b)Dosyada talep dönemine ilişkin bütün toplu ... sözleşmeleri bulunmamaktadır. Öncelikle mahkemece ulaşılan sonuca göre, dosyada yer almayan toplu ... sözleşmelerine ilişkin talep dönemleri bakımından toplu ... sözleşmelerine göre belirlenen temerrüt tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte taraftan dosya kapsamı incelendiğinde; dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesi anlamında toplu ... sözleşmesinin tarafı olan ya da yetki belgesi olan sendikanın her toplu ... sözleşmesi dönemi için işverence kesilecek aidat miktarı, aidat kesintisi yapılacak üye listesi ile kesilen tutarlarının yatırılacağı banka hesabının bildirildiğine dair dosyada belge ya da belgeler bulunmamaktadır.
Bu bildirimler olmadığı takdirde toplu ... sözleşmesinde yer alan temerrüt tarihlerine göre faize hükmedilemez. Bununla birlikte dosyada 20.01.2006 keşide tarihli ihtarname bulunmaktadır. Bu ihtarname davalı tarafı temerrüde düşürmeye elverişlidir. Bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği ise dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre temerrüt tarihlerinin netleştirilmesi gerekmektedir.
Bunun yapılmayarak eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/30029, K. 2013/23880, 8 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama