KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/30930 E., 2013/29982 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, fazla çalışma ücreti, tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
845 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı Belediyede bekçi olarak çalıştığı dönemlerde 24 saat çalışma ve 48 saat dinlenme esasına göre çalıştığını, bu dönemde yaptığı fazla çalışma, gece çalışması ve genel tatil çalışmasının karşılığının ödenmediğini, işyerinde uygulanmakta olan TİS hükümleri gereği fazla çalışmanın %100 zamlı olarak, genel tatil çalışmasının da yevmiyenin 4 katı olarak ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazla çalışma, gece çalışma farkı alacağı ve genel tatil alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının tüm işçilik alacaklarının TİS gereği hesaplanarak davacıya ödendiğini, davacının Belediyeden alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulü ile gece çalışma alacağı farkının reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı ve genel tatil alacağına hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma ve genel tatil çalışmasının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla
çalışma ve genel tatil çalışmasının bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir.
Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışma ve genel tatil çalışmasın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Fazla çalışma ve ulusal ... genel tatil çalışmalarının ... bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır . Ancak, fazla çalışma ve ulusal ... genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda; davacı, davalı işveren işyerinde bekçi olarak çalıştığı dönemde fazla çalışma, gece çalışması ve ulusal ... genel tatil çalışması yaptığını iddia ederek bu dönem için anılan alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece, davacının 24 saat çalışıp 48 saat dinlenme usulüne göre çalışması nedeni ile 24 saat çalışılan günler için Yargıtay uygulamalarına uygun olarak günde 3 saat fazla çalışma hesaplanması ve genel tatillerin de 1/3'ünde çalıştığının kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dosyada bulunan ve davacının belli tarihlerde belli yerlerde bekçi olarak görevlendirildiğine ilişkin bir kısım yazılar üzerine, bu tarihlerden dava tarihine kadar olan dönem için fazla çalışma ve genel tatil alacağı hesaplanmış ise de, davacının görevlendirme yapıldıktan dava tarihine kadar aynı işte çalışıp çalışmadığı dosya kapsamı ile denetlenememektedir.
Ayrıca, dosyada davacının bekçi olarak çalıştığı döneme ilişkin nöbet defteri ya da puantaj kaydı bulunmamakla birlikte davacının tüm dönemlerde aynı şekilde çalıştığının kabulü ile hesaplanan alacaklardan hakkaniyet indirimi yapılmaması da yerinde değildir.
Yine dosyadaki tebliğ tebellüğ belgesinden davacının 24.09.2011 tarih ve 517-3822 sayılı atama yazısı ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrine atandığı anlaşılmakla, davacının bu görevlendirme üzerine İl Milli Eğitim Müdürlüğünde işe başlayıp başlamadığı ve Ağrı Belediyesindeki çalışmasının sona erip ermediği anlaşılamamaktadır.
Zira başka kuruma atandığının ve göreve başladığının tespiti halinde davalı Belediye dava konusu alacakların devir tarihine kadar olan döneminden sorumlu olacaktır.
Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacının İl Milli Eğitim Müdürlüğü emrinde işe başlayıp başlamadığı tespit edilerek başlamış ise davalı Belediye yönünden devir tarihine kadar hesaplama yapılması, davacı bekçi olarak çalıştığı dönem için talepte bulunduğuna göre, davalı Belediyeden davacının hangi tarihler arasında ve ne kadar süre ile bekçi olarak çalıştığının sorulması, davacının bekçi olarak çalıştığı sürenin tespitinden sonra, bu döneme ilişkin tüm nöbet
defterlerinin ve varsa puantaj kayıtlarının celp edilmesi, kayıt olan dönem varsa bu dönem için şimdiki gibi takdiri indirim yapılmaması, ancak kayıt olmayan dönemden dosya içeriğine uygun bir takdiri indirim yapılmasından ibarettir. Ayrıca, davalının cevap dilekçesine dosya içinde rastlanmadığından, getirtilip eklendikten sonra süresinde yapılmış bir zamanaşımı defii varsa bu defiin de dikkate alınması gerekir. Bu yönler gözetilmeden yanılgılı bilirkişi raporuna dayanılarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/30930, K. 2013/29982, 23 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama