KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2013/31751 E., 2014/6181 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mart 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 5. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 26/02/2013
- Numarası
- 2012/612-2013/84
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; işveren yönünden iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep bulunduğu ve feshin geçerli sebebe dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davalı işveren işyerinde müşteri ilişkileri yönetici yardımcısı olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, F...
Finansal A.Ş. firmasıyla banka müşterisinin bilgilerini müşterinin bilgisi ve onayı dışında paylaşan davacının eşinin banka ile olan iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-e maddesi uyarınca feshedilmesi sebebiyle, eşinin durumundan dolayı davacının davalı bankada çalışmaya devam etmesinin sakıncalı olabileceğinin düşünüldüğü gerekçesi ile 4857 sayılı Kanun'un 17 ve 18. maddeleri gereğince feshedildiği anlaşılmaktadır.
Davacının iş sözleşmesi davacının herhangi bir davranışından dolayı feshedilmemiş olup, davacının eşinin iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedilmesi üzerine davacıya da artık güven duyulamayacağı gerekçesi ile feshedilmiştir. Davacının eşinin eylem ve davranışlarından davacının sorumlu tutulması sonucunu çıkaracak bir gerekçe ile iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığının kabulü mümkün değildir.
Davacı tarafından iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli sebeple feshine sebep olacak bir davranışta bulunulmadığına göre; davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/31751, K. 2014/6181, 17 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama