KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2013/36476 E., 2014/1712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2014
- Mahkemesi
- İzmir 11. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 25/09/2013
- Numarası
- 2012/829-2013/409
Karar Metni
683 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde davalı Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimitarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının 04.03.2011-09.03.2012 döneminde davalı alt işveren şirkette işçi olarak çalıştığını, davalı firma tarafından fesih sebebi bildirilmeksizin iş sözleşmesinin haksız ve usulsüz olarak şifahen sona erdirildiğini ileri sürerek davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... Destek Hizm. Tem. İnş. Proje Pet. Nak. Gıda İnş. Ltd. Şti. vekili, davacının işyerinde hizmetli-bekçi olarak çalıştığını, davacının işyeri prensiplerine ve defalarca ihtar olunmasına karşın işyeri kurallarına aykırı davrandığını, mesai arkadaşları arasında huzursuzluk çıkardığını, yürütülen işin aksamasına sebebiyet verdiğini, davacının 25.01.2012 tarihinde ibraz ettiği sağlık raporunda içinde kötü düşünceler olması, insanlara öfke duyması, karamsarlık şikayetleri sonucu kesin tanı olarak depresif nöbet teşhisinin konduğunu, temizlik imza formlarını imzalamadığını, iş akdinin 09.03.2012 tarihinde haklı nedenle sona erdirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanlığı vekili, davacıyı işe alanın müvekkili olmadığını, inşaatı yapılan yerin derneğin bir işyeri olmadığını, diğer davalı ile asıl işveren-alt işveren ilişki bulunmadığını, davacının iş yerindeki disiplinsiz davranışlarının bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 05/09/2011-09/03/2012 tarihleri arasında davalı .. Destek Hizm. Tem. İnş. Proje Pet. Nak. Gıda İnş. Ltd. Şirketi bünyesinde diğer davalıya ait işyerinde temizlik işçisi olarak çalıştığı, davacının işini tam olarak yapmadığı, aksattığı, iş yerinde huzursuzluk yarattığı yönündeki iddiaların haklı fesih nedenleri olmadığı, geçerli fesih nedeni olarak kabul edilebileceklerinden davacının savunması alınmadan iş sözleşmesinin feshedilmesinin yerinde olmadığı, davacının sağlık raporu kapsamının davalı işyerindeki işini tam ve gereği gibi yapamayacağını gösterir mahiyette olmadığı, davacının
raporu amirinin böyle bir rapor alması halinde eski görev yerine dönebileceğine dair söylemi üzerine aldığını bildirir tanık beyanı da değerlendirildiğinde davalının bu rapora dayanmasının da kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme hükmü davalılardan Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesidir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin 05/09/2011-09/03/2012 tarihleri arasında davalı..Destek Hizm. Tem. İnş. Proje ... Nak. Gıda İnş. Ltd. Şirketi bünyesinde diğer davalıya ait işyerinde temizlik işçisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davacının işyeri prensiplerine ve işyeri kurallarına aykırı davrandığı, mesai arkadaşları arasında huzursuzluk çıkardığı, yürütülen işin aksamasına sebebiyet verdiği, temizlik imza formlarını imzalamadığı nedenleri ile haklı sebeple feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, fesih nedeni yapılan eylemler haklı fesih nedeni oluşturacak ağırlıkta olmasa da davacının işyerinde işin yürütümünü bozucu ve olumsuzluklara sebebiyet veren davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde işyerindeki iş akışının olumsuz etkileneceği ve işverence iş sözleşmesinin devamı beklenemeyeceği dikkate alındığında iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilmesine rağmen mahkemece feshin geçerli sebebe dayanmadığına yönelik kurulan hükmün davalı alt işverence temyiz edilmemesi karşısında bu husus bozma sebebi yapılmamıştır. Ancak bu durumda hükmü temyiz eden davalı asıl işverenin işe iadenin mali sonuçlarından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/36476, K. 2014/1712, 7 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama