KÜNYE
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2013/44 E., 2013/28941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2013
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
434 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 11.12.2007 tarihinde çalışmaya başladığını, 29.05.2009 tarihinde işyerindeki şefi tarafından zorla ve korkutularak istifa dilekçesi imzalatılarak işine son verildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 29.05.2009 tarihinde işten kendi isteği ile ayrıldığını, davacıya herhangi bir baskı, tehdit ya da zor kullanma olmadığını, çok sayıda personelin olduğu bir işyerinde zorla istifa dilekçesi alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı işçinin ücretlerinin de ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, istifanın davacının kendi gerçek iradesini yansıtmadığı kanaatine varıldığı, davalı işverenin iş sözleşmesini haklı bir sebep yokken feshettiği, davacının ihbar tazminatı ile ücret alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erip ermediği hususu uyuşmazlık konusudur. Davacı, kendisine yapılan baskı neticesinde istifa dilekçesi vermek zorunda kaldığını, davalı ise davacının kendi isteği ile istifa ettiğini savunmaktadır.
Dosya içerisinde davacı imzalı istifa dilekçesi bulunduğu görülmüştür. Davacı verdiği dilekçede "Kendimle ilgili bir takım özel durumlarımdan dolayı aktif işimden istifa eder, gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim." şeklindeki ifade ile ayrılmak istediğini belirtmiştir. Davacının istifa dilekçesi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu mahkeme huzurunda kabul etmiştir. Diğer yandan, davacı söz konusu istifa dilekçesinin baskı altında
alındığını iddia ederken, davacı tanıklarından olan ve davacıdan önece işyerinden ayrılan ... davacının işten çıkartıldığı gün beraber işyerine gittiklerini, işyeri müdürü ... ...'ün davacıya istifa ettiğine dair yazıyı alacaklarını vermemekle tehdit ederek zorla imzalattığını, diğer davacı tanığı ...'da davacının kendisinin işten ayrıldığına dair yazının alacaklarının verilmeyeceği gerekçesi ile imzalatıldığını ancak buna rağmen alacaklarının ödenmediğini beyan etmişlerdir. Bu delillere göre istifa dilekçesinin baskı altında alındığına ve istifayı hükümden düşürmeye yetecek yeterli delil mevcut değildir. Mahkemece istifaya değer verilmeyerek ihbar tazminatına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık konusu ise davacının ücretine ilişkindir. Davacının iddia ettiği ücret miktarı davalı işverence kabul edilmemiş, celbedilen banka kayıtlarına göre davacıya asgari ücret üzerinden ödeme yapıldığı görülmüştür. Emsal ücret araştırması yapılmadan davacının iddia ettiği ücretin doğruluğu kabul edilerek hesaplamaya esas alınması isabetli bulunmamıştır. Ücret konusunda ilgili meslek kuruluşlarından emsal ücretler sorularak sonucuna göre deliller yeniden değerlendirilerek karar verilmelidir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/44, K. 2013/28941, 12 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama