KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2014/16132 E., 2014/23079 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Ankara 1. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 26/12/2013
- Numarası
- 2012/1352-2013/1435
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı P.. M.. vekili taraf sıfatının bulunmadığı ve iş sözleşmesinin süreli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine ve davalı P.. M..'nün işe başlatmama tazminatı bakımından alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmasına neden karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı P.. M.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, fesih nedeniyle davacıya yazılı bildirim yapılmamasına ve herhangi bir sebep gösterilmemesine göre mahkemece feshin geçersiz olduğunun kabulü ve davacının alt işverendeki işe iadesine karar verilmesi isabetlidir. Ancak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup; söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesindeki sendikal sebeple yapılan fesihlerdir. Anılan maddeye göre feshin sendikal sebebe dayanması halinde işe başlatmama tazminatının işçinin en az bir yıllık ücreti tutarında belirlenmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre söz konusu tazminatın davacının dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Fesih sebebine ve davacının çalışma süresine göre davacının beş aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Diğer taraftan, davalılar arasındaki ilişki, 4857 sayılı Kanun'un 2/7-8. maddelerine uygun ve geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu halde, işe iadenin mali sonuçlarından olan boşta geçen süre nedeniyle doğacak ücret ve diğer hakları sebebiyle asıl işveren ile alt işverenin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerekirken, yalnızca alt işveren şirket bakımından karar verilmiş olması hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/16132, K. 2014/23079, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama