KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2014/16596 E., 2014/23081 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2014
- Mahkemesi
- Uşak 2. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 03/04/2014
- Numarası
- 2013/840-2014/169
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı işçi iş sözleşmesinin işverence sendikal sebeple feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının son dönemlerde çalışma isteğini kaybettiğini, iş sözleşmesinin devamlı rapor almak suretiyle iş yerindeki çalışma düzenini bozması nedeni ile feshedildiğini, feshin sendikal nedene dayanmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece fesih için geçerli bir nedenin bulunduğunun davalı tarafından kanıtlanamadığı, feshin sendikal sebebe dayandığı gerekçesi ile isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun "Sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" başlıklı 31. maddesinin üçüncü fıkrasına göre.
"İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamaz;" beşinci fıkrasına göre.
"İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz." Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre ise. "Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde ise, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümleri uygulanır.
Ancak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz." denilmektedir.
Dosya içeriğine göre fesih için geçerli bir nedenin varlığı davalı işverence kanıtlanmadığından mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmiş olması isabetlidir. Ancak; feshin sendikal sebebe dayandığına ilişkin kabul hatalıdır. Sendikal tazminatının hüküm altına alınabilmesi için, feshin sendikal nedene dayandığı hususunun kuşkuya yer vermeyecek şekilde ispatlanması zorunludur.
Davacı işten çıkarıldıktan sonra işe alınan kişilerin büyük kısmının sendikaya üyeliğinin devam ettiği, fesihten sonra davalı işyerinde çalışan sendikalı işçi sayısının büyük oranda arttığı anlaşılmaktadır.
Davacı tanıklarının duruşmada alınan beyanlarının soyut isnattan öteye gitmediği de nazara alındığında, dosyada bulunan bilgi ve belgelerden iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği davacı tarafça ispatlanamadığından işe başlatmama tazminatının 2821 sayılı Kanun'un 31. maddesine göre belirlenmiş olması hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/16596, K. 2014/23081, 8 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama