KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2014/29877 E., 2016/3441 K.·Y Argıtayilamı
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı ...Ltd. Şti. avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili; davacının, Bakanlığa ait işyerinde altiş verenler in işçisi olarak temizlik işlerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle sona erdiğini, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı Bakanlık vekili, husumet itirazında bulunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya içeriği ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm, kanuni süresi içinde, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Kısmi dava olarak açılan davanın mahkemece re'sen belirsiz alacak davası olarak görülüp görülemeyeceği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, dava dilekçesinde açık bir niteleme bulunmasa da, talep, miktar ve şekli ile davacının bilirkişinin hesap raporundan sonra verdiği ıslah dilekçesi ile eksik harcı tamamalayarak taleplerini artırmasına göre, davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul ortadadır.
Hüküm kurulurken mahkemece davanın, re'sen belirsiz alacak davası olarak yorumlanarak yıllık izin ücretine uygulanacak faiz başlangıç tarihi dava tarihinden itibaren belirlenmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 109/2 fıkrasının yürürlükte olduğu tarihte dahi Dairemiz yorumu ile talep konusu miktar belirlenebilir olduğu durumlarda da kısmi dava açılabileceği kabul edilmiştir.
01.04.2015 tarihli 6644 saylı Kanun'un 4. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un 109/2 fıkrasının mülga hale gelmesi ile talep konusu miktarın belirlenbilir olduğu durumlarda kısmi dava açılmasının kabulü artık tartışma dışı kalmıştır. Bu durumda, davanın kısmi dava olarak açıldığı hallerde mahkemece re'sen belirsiz alçak davası olarak yorumlanmasına imkan bulunmamaktadır.
Mahkeme, bu konuda ancak açılan davanın şartlarının oluşup oluşmadığını usulen değerlendirebilir, re'sen davanın türünü kendisi tayin edemez. Bu bağlamda, davanın, kısmi dava olarak açıldığı anlaşıldığından bu şekilde sonuçlandırılması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/29877, K. 2016/3441, 11 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama