KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2014/538 E., 2014/396 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2014
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, ek ödeme ve denge tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, davanın usulden reddine karar vermiştir.Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili, maaş nakil ilmühaberinin hatalı olduğunun tespit edilerek yeniden düzenlenmesini ve eksik ödemelerin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kurum işleminin yürürlükteki mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, idari işlem niteliğindeki uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi ve yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altındaki 331. maddesinin 2. fıkrasındaki "görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder" düzenlemesi uyarınca yargı yolu ile görevsizlik kararı sonucu verilen red kararları henüz davayı esastan sonuçlandırmadığından davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine de o mahkemece hükmolunmalıdır.
Anılan Kanun'un 323/ğ. maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretine de görevsizlik kararında ayrıca hükmolunamaz. Mahkemece bu husus gözardı edilerek davacı aleyhine yargılama gideri yükletilmesi ve davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi doğru değildir. Ancak, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu döneminde 17.03.2011 tarihinde açılmıştır. Davanın açıldığı tarih itibariyle yargı yolunun dava şartı olduğuna yönelik bir düzenleme mevcut değildir.
01.10.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/b maddesinde yargı yolunun caiz olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 448. maddesine göre “Bu Kanun hükmleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” 450. maddesinde “(1) 18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ek ve değişiklikleri ile birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır.” düzenlemesi mevcuttur.
Anılan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere 6100 sayılı Kanun'un hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe girecektir.
1086 sayılı Kanun'un döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak 6100 sayılı Kanun'un geçici 1 ve 2. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre 6100 sayılı Kanun'un yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri ile senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz. 1086 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde usulüne uygun olarak düzenlenmiş bulunan senetler, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra da geçerliliklerini korur.
Kanun açıkça istisna getirdiğine göre dava şartı olarak düzenlenen yargı yolunun caiz olması müessesesinin 1086 sayılı Kanun'un döneminde açılan davalarda uygulanması mümkün değildir.
Davanın idari yargıda görülmesi halinde mahkemece dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddine karar verilmelidir.
Diğer yandan göerevsizlik aynı yargı yoluna tabi mahkemeler arasında geçerli olup, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi halinde dosyanın talep halinde İdare Mahkemesine gönderilmesi de mümkün değildir. İdari yargıda görülecek dava bu davanın devamı niteliğinde değildir. Bu nedenle dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi halinde mahkemenin yargılama giderlerini bu arada avukatlık ücretini de hüküm altına alması gerekir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun olup, sayın çoğunluğun düzeltilerek onama kararına katılmıyorum.20.01.2014
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2014/538, K. 2014/396, 20 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama