KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/11782 E., 2015/16797 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2015
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
691 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı ..., davacının hizmet alım sözleşmesi imzalanan taşeron şirketin işçisi olduğunu, davanın bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, taşeron şirket ile davalı arasında asıl iş veren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, kurumun ihale makamı olduğunu, iş sözleşmesinin kurum tarafından feshedilmediğini belirterek davanın neddini savunmuştur.
Davalı ..., davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak; Davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, kanuni süresi içinde, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı, asıl işveren ve alt işverenin işe iade davasının sonuçlarına ilişkin sorumluluklarının neler olduğu ve hüküm fıkrasında işçinin hangi işverene ait işyerine iade edildiğinin belirtilmemesinin hukuki sonuçları uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir. Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarıda belirtilen hüküm sebebi ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı kurum ile davalı şirket arasında, 135 yaya, 30 şoförlü araç ile posta gönderilerinin taşınması ve dağıtımı işi hizmetlerinin yapımı konusunda sözleşme yapıldığı, davacı işçinin işvereni olan şirketin bu işi üstlendiği, davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi olduğu, iş sözleşmesinin davalı alt işveren tarafından geçerli sebep olmadan feshedildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Mahkemece feshin geçersizliğine karar verilmesi yerindedir. Ancak davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverenin olduğu, asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceği kuralı dikkate alınmadan, infazda sorun oluşturacak şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/11782, K. 2015/16797, 7 Mayıs 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama