KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/15871 E., 2016/18548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Haziran 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, kıdem tazminatı, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı ile davacıya ödenmediğini iddia ettiği fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, müvekkilinin ihale makamı olması sebebi ile sorumluluklarının olmadığını, davalılar arasında asıl alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olması nedeni ile kıdem tazminatı isteminin yasal olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirketi vekili, davacının 17.07.2012- 24.07.2012 tarihleri arasında rapor alıp 18.07.2012 tarihinde iş sözleşmesini feshettiğini, ulusal bayram ve genel tatil çalışma karşılıklarının ödendiğini, fazla çalışmasının bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı şirket vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil çalışma alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönünden uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan hakim tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz.
Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/15871, K. 2016/18548, 20 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama