KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/17369 E., 2017/21808 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2017
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava türü
- ALACAK
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesini emeklilik sebebi ile feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile ödenmediğini iddia ettiği fazla çalışma alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; zamanaşımı def'inde bulunmuş, davacı feshinin haklı nedene dayanmadığını, ödenmeyen fazla çalışma ücretinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.
Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Dosya içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 2. maddesinde, belirlenen aylık ücrete hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğu kararlaştırılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamındaki kök bilirkişi raporuna istinaden fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmış ise de, mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde belirlenen ücrete işçinin bahsi geçen çalışmalarının dahil olduğu yolundaki 2. madde hükmü göz önünde bulundurulduğunda, davacının yıllık 270 saatlik fazla çalışmasının ücrete dahil olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla söz konusu sürenin haftalık bazda yapılacak hesaplamada dikkate alınmaması yerinde değildir.
3- Kabule göre ise, davacının saat 08:30 itibariyle çalışmaya başladığının kabulü hatalıdır. Yapılan işin ve işyerinin niteliği ile tanık anlatımları birlikte nazara alındığında, davacının hafta içi yaptığı çalışmalarını 09.00- 20.30 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme tenzili ile gerçekleştirdiğinin kabulü dosya içeriğine uygun düşecektir.
Sonuç:
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/17369, K. 2017/21808, 16 Ekim 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama