KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/19561 E., 2017/24344 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Kasım 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Dava türü
- ALACAK
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin bir yıl süreyi kapsayan belirli süreli iş sözleşmesiyle 26.10.2000 tarihinde .... Askeri Lojmanları Yönetim Başkanlığında kapıcı ve bahçıvan olarak çalışmaya başladığını, her yıl sözleşmesinin yenilenerek yaklaşık 12 defa belirli iş sözleşmesi adı altında imzalatıldığını, 14.11.2012 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile 19.01.2013 tarihinde sona erecek sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, sadece iki yıllık kıdem bedeli olarak 1.800,00 TL tazminat ödendiğini belirterek haklı bir gerekçe olmadan 26.10.2010 tarihinde işine son verilmesi nedeniyle on yıllık çalışmasına karşılık kıdem ve ihbar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı taraf, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın 1 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar. davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Davacı, iş akdinin haksız sonlandırıldığı iddiasıyla kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı talep etmiş, mahkemece de, davanın 1 aylık hak düşürücü sürede açılmadığından reddine karar verilmiştir.
Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 aylık hak düşürücü sürede davanın açılma şartı, işe iade davasının konusu olup, söz konusu dava hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır.
Kıdem tazminatı ile ihbar tazminatına ilişkin davalar, 1 aylık hak düşürücü süreye tabi olmayıp, hakkın doğumundan itibaren, eski mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi tutulmuştur. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146 ıncı maddesinde de genel zamanaşımı 10 yıl olarak belirlenmiştir.
Buna göre dava konusu alacaklar için, iş sözleşmesinin feshinden itibaren dava açma süresine bakılmalı, fesihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı geçmediyse esasa girilerek feshin haklı olup olmadığı, davacının söz konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı tespit edilmelidir. Mahkemece davanın 1 aylık hak düşürücü sürede açılmadığından bahisle verilen red kararı hatalı olup bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/19561, K. 2017/24344, 8 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama