KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/2235 E., 2015/3788 K.·Avukat ... Avukat ... ...
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
757 kelime·4 dk okuma·3 bölüm
2-...
DAHİLİ DAVALI
... ADINA VEKİLİ AVUKAT ...
DAVA
Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ve dahili davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, feshin geçerli sebebe dayanmadığını, yapılan feshin geçersiz olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davacı avukatı ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı ile davanın sonuçlarından tarafların sorumluluğunun belirlenmesi uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
4857 sayılı Kanun'un 2/6. son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. 4857 ./..
sayılı Kanun'u ile asıl işverenin, bu Kanun'dan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, prim, yemek yardımı, yol yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır.
Feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir. Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden sözedilemez.
Asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarda belirtilen hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu vardır.
Dosya içeriğinden, davacının davalının alt işveren işçisi olarak çalışmakta iken hizmet sözleşmesinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır.
Davalı işverence feshin geçerli ve haklı sebebe dayandığı kanıtlanmadığından, mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olduğundan, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Somut olayda; mahkemece işe iade davası yönünden feshin geçersizliğine karar verilerek, davalılardan ... ile Kamu Hastaneleri Kurumu yönünden davanın reddine, davalı şirket yönünden ise davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir. Dahili davalı ... yönünden davanın reddi yerinde ise de davalı ... ile davalı şirket arasında geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu anlaşıldığından, davacının alt işverene ait işyerindeki işine iadesine ve işe iade kararının mali sonuçlarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple, davalı Bakanlık lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi ve yaptığı yargılama giderlerinin davacıdan tahsiline karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
...
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/2235, K. 2015/3788, 5 Şubat 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama