KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/25121 E., 2015/27459 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Ankara 5. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 26/05/2015
- Numarası
- 2013/2198-2015/947
Karar Metni
854 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı P.. Telekomünikasyon İnş. San. Taah. ve Tic. Ltd. şirketi ve A..İş Ortaklığı şirketlerinin alt işveren, davalının asıl işveren olarak gözüktüğü Türk Telekom şirketine ait telefon ve internet kablo hatlarının ve şebekesinin bakım ve onarım işi emrinde çalıştığını, davalının asıl işini alt işverenlere verdiğini, aralarındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğunu, feshin geçerli sebebe dayanmadığını, davalı şirketin hem cirosunun hemde karının arttığını iddia ederek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işine iadesine karar verilerek işe başlatmama durumunda ödenecek ücretin sekiz aylık olarak belirlenmesine, boşta geçen süre için dört aylık ücret ve diğer haklarının ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalılar, davalı şirkete karşı ileri sürülen iddiaların kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, sözleşme üzerine istihdam edilen ve sözleşme bitinci işten çıkarılan işçilerin açmış oldukları işe iade davasının ortada sürekli bir iş olmaması sebebiyle reddedilmesi gerektiğini, bu sebeple aleyhlerine açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda P.. Telekomünikasyon İnş. San. Taah ve Tic. Ltd. Şti./ A.. İş Ortaklığı davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda, davalı T..
A..'nin asli işleri kapsamındaki telefon ve internet şebekesi tesis, bakım, onarım hizmetlerini ihale ile ya da çeşitli sözleşmeler yapmak suretiyle dava dışı şirketlere verdiği, asli işlerin alt işverene verilmesini gerektirecek 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenmiş olan şartların gerçekleşmediği, davacının başlangıçtan itibaren davalı T..
A..'nin işçisi olduğu, davalının marka değeri yüksek bir şirket olup cirosu ve karı sürekli artış gösterdiği, davalının ekonomik zorluk içinde olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, bu sebeplerle davacının iş sözleşmesinin bütçe değerlendirme çalışmaları gerekçe gösterilerek feshinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı T.. A.. vekili temyiz etmiştir. Davalı işverence feshin geçerli sebebe dayandığı ispatlanmadığından mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması dosya içeriğine uygun olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren, bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve görevlendirdiği işçileri sadece bu işyerinde çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise, asıl işveren olarak adlandırılabilir.
Bu tanımdan yola çıkıldığında asıl işveren alt işveren ilişkisinin unsurları, iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekir. Alt işverene yardımcı iş, ya da asıl işin bir bölümü, ancak teknolojik sebeplerle uzmanlık gereken işin varlığı halinde verilebilecektir.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisini sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada olması gerektiği belirtilmelidir.
4857 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 6. ve 7. fıkralarında tamamen aynı biçimde “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu kararlılığı ortaya koymaktadır.
Dosya içeriğinden; davalılarca aralarında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında yapılan işin niteliği itibariyle davalılar arasında 4857 sayılı Kanun'un 2/6. ve 7. maddelerine uygun ve geçerli bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacının alt işveren işyerindeki işine iadesine, işe iadenin mali sonuçlarından ise alt işverenin asıl işverenle müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/25121, K. 2015/27459, 7 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama