KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/29226 E., 2017/28541 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2017
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Dava türü
- ALACAK
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bünyesinde mağaza sorumlusu olarak çalıştığını, iş sözleşmesini, fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile haklı sebeple feshettiğini belirterek kıdem tazminatı ve birkısım işçilik alacakların hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile haklı sebeple feshedildiğini, işyerinde vardiya usulü ile çalışıldığını, fazla çalışmanın aylık ücrete dahil olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla mesai ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını, iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla mesai yapıldığı iddia edilen çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Dosya içeriğine göre fazla çalışma ücreti alacağı, davalı tarafından sunulan imzalı puantajlara göre davacının fazla çalışma yapmadığı anlaşıldığından puantaj kaydı sunulmayan ve puantajların imzasız olduğu dönemler için tanık anlatımlarına göre hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Ancak beyanları hesaplamaya esas alınan tanıkların davalı işverene karşı açtıkları aynı nitelikte davaları bulunduğu anlaşılmaktadır. Başka delillerle desteklenmeden salt husumetli tanık anlatımlarına dayalı olarak hesaplama yapılarak anılan alacağın hüküm altına alınması isabetli olmamıştır.
Bu noktada değinilmesi gerekirki, emsal dosyalardaki kabuller ve davalı tarafından dosyaya sunulan imzalı ve imzasız puantajlara göre, işyerinde hafta tatillerinde çalışıldığı, genel tatil günlerinde çalışılmasına rağmen kısmen karşılığının ödenmediğinin anlaşılması karşısında anılan alacakların hüküm altına alınması ve davacı işçinin iş sözleşmesini haklı fesih koşulların oluşması nedeni ile kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü isabetlidir.
Emsal nitelikteki tanık ...'ün davalı işverene karşı açtığı davada, Dairemizin 02.03.2016 tarih, 2014/34877 esas - 2016/6142 karar sayılı ilamı ile davalı işyerinde yalnız iki ayda bir envanter sayımı yapılan günlerde fazla mesai yapıldığı belirtilmiştir. Ancak davacının imzaladığı sözleşmede yer alan fazla çalışmanın aylık ücrete dahil olduğuna ilişkin düzenleme nedeni ile iki ayda bir envanter sayımı nedene ile yapılan fazla çalışmaların da yıllık ikiyüz yetmiş saati aşmadığının anlaşılması karşısında fazla çalışma ücreti alacağının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/29226, K. 2017/28541, 13 Aralık 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama