KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2015/33597 E., 2015/35125 K.·Y Argıtayilamı
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2015
- Mahkemesi
- Ankara 1. İş Mahkemesi
- Tarihi
- 21/10/2015
- Numarası
- 2015/625-2015/696
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süreye ilişkin ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı İsteminin Özeti:
Davalı vekili, davacının boşalan kadrosu sebebiyle yoktan kendisine maaş ödenmesinin işverene haksızlık olacağını, hizmet ilişkisinin belirli süreli olduğunu ve belirli görev için istihdam edilen işçinin değerlendirilebileceği farklı bir görev de bulunmadığı dikkate alınarak, iş sözleşmesinin feshinin geçerli olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe:
Mahkeme, her ne kadar davacı ile davalı arasındaki hizmet ilişkilerinin belirli süreli birer yıl olarak düzenlenmiş ise de devam eden süreç içerisinde, sürekli yenilerek 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında ve de davacının yaptığı en son iş, davalı şirketin önceki emsal isnatlı kararlarının aksine, aynı tür projelerde, üretiminin devam ettiği ve davacının da sadece 3. başka bir işveren nezdindeki hizmet satışı ile sınırlı işyeri kapsamında ve proje süresince istihdam edilmediği,
3. kişiler nezdinde hizmet satmaya, farklı isimler altında dahi olsa, genel nitelik itibari ile aynı tür iş yapmak üzere kurulmuş iş yeri olmakla, davacı ile davalı arasında iş ilişkisi belirsiz süreli hizmet ilişkisi olarak nitelenmesi gerektiği; davacının iş sözleşmesi,
soyut, tarihi ve sayısı belirtilerek yetinilip, açık ve kesin fesih sebebi belirtilmemek sureti ile daha önce kendisine tebliğ edildiği ve de iş verence objektif uygulandığı ispatlanmamış olmakla, personel işlemleri prosedürünce de, henüz sözleşmenin feshi tarihinde, 60 veya 65 yaşına çok daha fazla süre kalacak şekilde, 56 yaşına varmamış olmakla, gerekirse kendisine farklı daha alt pozisyonda, iş teklifi dahi yapılmadan, alt pozisyon dahil başkaca pozisyonda da değerlendirilemeyeceği, ispat yükü kendinde olan davalı tarafça ispatlanmamakla, feshin geçersizliğine,
emekliliği hak etmiş vaziyetteki davalı nezdindeki kıdemi de göz önüne alınarak işe almama tazminatının dört aylık brüt ücret ve diğer hakları olarak tespiti gerektiği belirtilerek hüküm kurulmuştur.
Temyiz;
Hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı şirket tarafından, davacının iş sözleşmesinin belirli süreli olmasını gerektirir objektif bir sebep ileri sürülmediği gibi davacının iş sözleşmesinin feshi sebebini oluşturacak bir sebep ispat edilemekle, mahkemenin davacının işe iadesi kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığından davalı tarafın temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacının işe başlatmama tazminatının miktarı hakkındaki temyiz istemi bakımından yapılan değerlendirmede ise;
4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup; söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir.
Dosya içeriğine göre söz konusu tazminatın davacının dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine karar verilmesi hatalıdır. Fesih sebebine ve davacının çalışma süresine göre davacının beş aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2015/33597, K. 2015/35125, 21 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama