KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2016/10149 E., 2016/14740 K.·T
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2016
- Mahkemesi
- .. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Yıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin iş sözleşmesinin yazılı fesih bildiriminde bulunulmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin tarafların anlaşması ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, iş sözleşmesinin ikale (bozma sözleşmesi) ile sona erdiği ve bu sebeple davacının iş güvencesi hükümlerinden yoksun kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması(makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, davalı işyerinde grup insan kaynakları müdürü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, kıdem ve ihbar tazminatları ile ücret ve yıllık izin alacakları ödenerek davalı işverenlik tarafından feshedilmiştir.
Davacı işçi, iş sözleşmesinin yazılı fesih bildiriminde bulunulmadan feshedildiğini belirterek yapılan feshin geçersiz olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise iş sözleşmesinin tarafların anlaşması ile 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca sonlandırıldığını savunmuştur. Ancak, davalı taraf ikale icabının kendilerinden geldiğini ve davacıya makul yararın sağlandığını iddia ve ispat etmediği gibi, bu icabın davacı tarafça yöneltildiğini de ileri sürmemiştir.
Bu itibarla, dosya kapsamı itibariyle ikale yoluyla iş sözleşmesine son verildiği hususunun ispatlanamadığı görülmektedir.
Dosya içeriğine göre, yazılı bir fesih bildirimi bulunmadığı ve davalı tarafından da haklı sebeple fesih iddiasında bulunulmadığı anlaşılmakla, işveren feshinin 4857 sayılı Kanun'un 19. maddesine uygun olarak yapılmaması sebebiyle geçersiz olduğu açıktır. Bu sebeple, davanın kabulü yönünde hüküm kurulması gerekirken, reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/10149, K. 2016/14740, 23 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama