KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2016/24810 E., 2016/24100 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
453 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmemiş olduğu, dolayısıyla davalı işverenliğin feshin biçimsel şartlarına uymamış olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, kanuni dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanun'un 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Somut olayda, mahkemece davacının davalı işyerinde 01.04.2015 tarihinde işe başladığı, 29.09.2015 tarihinde işten ayrılış bildirgesinin düzenlendiği, dolayısıyla davacının altı aylık kıdemine bir gün kala iş sözleşmesinin feshedilmiş olmasının davacının dava açma hakkını engellemeye yönelik olduğu, bu sebeple hakkaniyet gereği davacının altı aylık kıdem şartını gerçekleşmiş olduğunun kabul edilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmışsa da, kanun hükmünün açık olduğu ve davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için altı aylık kıdeminin olması gerektiği düzenlendiğinden bu husus gözetilmeksizin davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/24810, K. 2016/24100, 25 Ekim 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama