KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2016/2541 E., 2016/4688 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirketin Kuşadası-Güvercinada şubesinde işe başladığını iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğini ve işe iadesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın bir aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, altı aylık kıdem şartının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece; işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının davalı şirkete iadesine karar verilmiştir.
Temyiz;
Kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanun'un 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Dosya içeriğine göre davacı işçi, fiilen 13.05.2013-02.11.2013 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışmıştır. İş sözleşmesinin davalı işverence 02.11.2013 tarihinde fiilen sona erdirildiği davacının da kabulündedir. Yazılı fesih bildiriminin daha sonradan yapılmış olması altı aylık kıdemin, yazılı fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihe göre belirlenmesini gerektirmez. Fesih tarihinde davacının altı aylık kıdeme sahip olmadığı anlaşıldığından iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacaktır. Bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/2541, K. 2016/4688, 22 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama