KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2016/4598 E., 2016/6527 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2016
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
585 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebebe dayanmaksızın işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiş ve Dairemizce yapılan incelemede, hükme esas alınan bilirkişi raporunun fesih bildiriminde yer alan fesih sebeplerini tam olarak karşılar nitelikte olmadığı anlaşıldığından denetime elverişli, bilirkişi kurulu raporu alınması için araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur.
Bozma ilamına uyan mahkemece, bozma gereği alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, feshin geçersizliğine davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
İş ilişkisinde işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır.
Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe, fesih anında mevcut belirli objektif vakıa ve emarelere dayanmalıdır.
İşverenin sırf sübjektif değerlendirmesi yeterli olmayıp, yapılan incelemede işçinin şüphe edilen eylemi işlediğinin büyük bir ihtimal dahilinde olduğu sonucunun ortaya çıkması gerekir.
Dosya içeriğinden, 01.11.2003 tarihinden beri davalı işyerinde satış temsilcisi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin, 11.03.2011 tarihli Disiplin Kurulu Kararı ile bedelsiz hak edişlerinin müşterilere teslim edilmesini iş arkadaşları ile engelledikleri ve söz konusu ürünleri ya kendilerine menfaat sağlamak ya da diğer müşterilere yaptıkları borçları kapatmak amacıyla kullandıkları, bu eylemlerinin çalışan ile işveren arasındaki güveni ortadan kaldırması ve bu durumun da iş ilişkisinin devamını olanaksız kılma gerekçe gösterilerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, müşteri şikayeti sonrası davalı işveren tarafından yapılan idari soruşturmada alınan yazılı savunmasında davacı, promosyon ürünleri ile ilgili olarak yaşanan sorunlar yüzünden bir kısım promosyon ürünlerini işverenin bilgisi dışında dava dışı müşterilere teslim ettiğini ifade etmiştir. Dava dışı işçi T.Ü'ın yazılı savunmasında promosyonların yanlış bağlandığı ya da ıskontolarla bedelsiz ürünlerin faturalarda çıkmadığını, bu durumda bedelsiz ürünleri piyasaya olan borçlarından dolayı farklı müşterilere dağıttıklarını beyan etmiştir.
Bütün bu açıklamalar karşısında, somut olayda, davacının fesih sebebi yapılan eylemleri kesin şekilde ispatlanamamış ise de, işverende, iş ilişkisini sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek derecede şüphe meydana geldiği anlaşıldığından, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığı kabul edilmelidir. Bu anlamda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/4598, K. 2016/6527, 7 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama