KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2016/5858 E., 2016/10890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava
- Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Karar Metni
668 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin iş yerinde yapmış olduğu eylemin kanun dışı grev kapsamında olduğundan feshedildiğini, davacının sendika işyeri temsilcisi olarak görev yaptığını, yapılan eylemin toplu bir eylem olmasına ve kendiliğinden gelişmesine rağmen işverence sadece davacı ve diğer işyeri sendika temsilcisinin iş sözleşmesinin feshedilmesinin kanuni ve ahlaki olmadığını, yapılan eylemin herkes için aynı sonucu doğurması gerektiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile davacının işe iadesini ve temsilcilik süresi boyunca tüm ücret ve kanuni hakların ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, işçilerin kanun dışı grev başlattığını, sendika temsilcilerinin bu eyleme ön ayak olup işçileri kışkırttıkları tespiti ile bu iki kişinin iş sözleşmelerinin feshine karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, feshe sebep yapılan davranışların ispatlanmadığı, grev sırasında tanık beyanlarından aksine davacının işyerinin malzemelerini korumaya ve işçileri sakinleştirmeye çalışan davranışlarda bulunduğunun anlaşıldığı, davacının iş sözleşmesinin feshinin diğer işçilerin işe geri alındığının anlaşılması karşısında eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatmama tazminatının dört aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İşyeri sendika temsilcileri yönünden 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 24. maddesinde bir takım güvenceler öngörülmüştür. Sözü edilen maddenin ilk fıkrasında işverenin, işyeri sendika temsilcilerinin iş sözleşmelerini haklı bir sebep olmadıkça ve sebebini yazılı olarak açık ve kesin şekilde belirtmedikçe feshedemeyeceği, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde, temsilci veya üyesi bulunduğu sendikanın dava açabileceği düzenlenmiştir.
Söz konusu maddenin üçüncü fıkrasında ise, işyeri sendika temsilcisinin işe iadesine karar verildiği takdirde feshin geçersiz sayılarak temsilcilik süresini aşmamak kaydıyla fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki ücret ve diğer haklarının ödeneceği, kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde temsilcinin işe başvurması şartıyla, altı iş günü içinde işe başlatılmaması hâlinde, iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücreti ve diğer haklarının temsilcilik süresince ödenmeye devam edeceği hüküm altına alınmıştır.
Nitekim mahkemece, işyeri sendika temsilcisi olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin sendikal sebeple feshedilmediği, ancak haksız fesih yapıldığının kabulü ile işe iade kararı dosya içeriğine uygundur.
6356 sayılı Kanun'un 24. maddesinde işyeri sendika temsilcisinin işe iadesine karar verildiği takdirde feshin geçersiz sayılarak temsilcilik süresini aşmamak kaydıyla fesih tarihi ile kararın kesinleşme tarihi arasındaki ücret ve diğer haklarının ödenmesi gerektiği ve kararın kesinleşmesinden itibaren altı iş günü içinde temsilcinin işe başvurması şartıyla, altı iş günü içinde işe başlatılmaması hâlinde, iş ilişkisinin devam ettiği kabul edilerek ücreti ve diğer haklarının temsilcilik süresince ödenmeye devam edeceği belirtilmiştir.
Sendika temsilcilerine dair bu özel düzenleme gereğince davacının 4 aylık ücreti tutarı olarak boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatına karar verilmesi hatalı olmuştur.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2016/5858, K. 2016/10890, 14 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama