KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2017/26455 E., 2019/23596 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2019
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Dava türü
- ALACAK
Karar Metni
522 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde güvenlik görevlisi olarak 16.12.2006-03.03.2015 tarihleri arasında çalıştığını, işyerinin kapanması nedeniyle iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, tüm ulusal bayram ve genel tatiller ile hafta tatillerinde çalıştığını, ancak karşılıklarının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının haftada bir tatil yaptığını, fazla çalışma yapması ya da ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması halinde karşılıklarının bordrolara yansıtılmak suretiyle ödendiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2--Taraflar arasında, hüküm altına alınan alacaklara yürütülen faiz başlangıç tarihleri konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Mahkemece fazla mesai ücreti alacağına dava tarihinden faiz yürütülmüş ise de; kabul dosya içeriği ile örtüşmemektedir.
Davacı tarafça, 1.000,00 TL genel tatil ücreti, 2.500,00 TL fazla mesai ücreti, 1.500,00 TL hafta tatili ücreti alacağı iddiası ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak işbu dava açılmış olup dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını gösteren bir ibare de bulunmamaktadır. 16.03.2016 tarihli dilekçe ise içerik itibariyle dava dilekçesinde talep edilen miktarların ''ıslah yolu ile arttırma dilekçesi'' mahiyetinde olup; dava türü, yöntemince belirsiz alacak davasına dönüştürülmüş değildir.
Öte yandan, dava kısmi dava olmakla birlikte her ne kadar davalı tarafça ıslah zamanaşımı gözetilmediği gerekçesi ile bu yönden temyiz talebinde bulunulmuş ise de, fazla çalışma ücreti bakımından 01.01.2012 sonrası hesaplama yapıldığından, ulusal bayram ve genel tatil ücreti bakımından ise dava dilekçesinde talep edilen miktar göz önünde bulundurulduğunda, hüküm altına alınan alacaklar bakımından ıslah zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, davalının bu konudaki temyiz talebinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Ancak, davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilerek hüküm altına alınan alacak taleplerinin dava ile talep edilen kısmına dava tarihinden, ıslah ile talep edilen kısmına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gözetilmeden dava tarihinden faize hükmedilmesi hatalı olup yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/26455, K. 2019/23596, 18 Aralık 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama