KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2017/43400 E., 2017/25643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2017
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
Karar Metni
716 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin işveren tarafından iradesi dışında ve baskı altında istifa dilekçesi imzalatıldığını ileri sürerek feshin aslında işverence yapılmış olması nedeniyle geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının ödenmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, çalışma süresindeki uzunluk nedeniyle iyiniyet göstergesi olarak kıdem tazminatı ödendiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İzmir 5. İş Mahkemesinin 2016/520 esas 2017/162 karar sayılı ilamı ile davacının işe iadesine dört aylık boşta geçen süre ile beş aylık işe başlatmama tazminatının belirlenmesi ile davalıdan tahsili gerektiğinin tespitini karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
.....
Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2017/1184 esas 2017/1251 karar sayılı ilamı ile 13/09/2017 tarihinde, davacı tanıkları ... ve ....nin davacının ne zaman ve neden işten ayrıldığı konusunda bilgi sahibi olmadıklarını, işyerinde şeklen istifa dilekçesi alınıp kıdem ve ihbar tazminatı ödemesi yapacağı yönünde bir uygulama yaşamadıklarını beyan etmeleri, davalı tanığı ...'nin davacının eşi ve eşinin aynı işyerinde çalışmakta iken ayrılması üzerine kendisinin de işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini, 10 yıllık işçi olması nedeniyle işveren tarafından gönüllü olarak kıdem tazminatı ödediğini,
hatta işyerine gelmek istememesi nedeniyle istifasını bir alışveriş merkezinde kendisinin aldığını, davacının çevre mühendisi olması ve yönetici konumunda çalışması nedeniyle istifanın mahiyetini anlayabilecek yetkinlikte olduğunu, istifa dilekçesinin sahteliği yönünde bir iddianın bulunmadığını, işverenin iyiniyetli ve gönüllü olarak kıdem tazminatı ödemesinde işverenin ödeme tarihi itibari ile ödeme sebebi olarak açıkça işçiye bildirdiği ve işçinin de itiraz etmediği iyiniyetinin işveren aleyhine kullanılamayacağı, iş akdinin işiverence sonlandırılmış olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına,
ve davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Davalı şirket tarafından düzenlenen 18.08.2016 tarihli yazı ile aynı tarihli davacının istifa beyanın kabul edildiği, iyi niyetle kıdem tazminatının ödeneceği belirtilmiş ancak kıdem tazminatı bordrosunun 17.08.2016 tarihinde yani istifa dilekçesinin verildiği 18.08.2016 tarihinde önce düzenlendiği anlaşılmıştır. Yine davacı tarafından sunulan maillerin incelenmesinde davacı tarafından 16.08.2016 tarihinde beş gün izinli olduğunun şirkete bilirildiği kendisinin ve eşinin işten çıkarılacağı hususu doğru ise teyitinin istediği rapor süresinin bitmesinin ardından 18.08.2016 tarihinde işe başlamak istediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının istifa dilekçesinden önce kıdem tazminatına ilişkin bordrosunun düzenlenmiş olması keza davalı işveren tarafından da davacının istifa ettiği öne sürülmesine rağmen kıdem tazminatı adı altında ödeme yaptığı gibi ihbar tazminatının da ödendiği bu ödemelerin hangi nedenle yapıldığı konusunda herhangi bir açıklama da bulunulmadığı,
işveren tarafın kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin savunmayla çeliştiği, davacının gönderdiği mailden rapor süresinin bitmesinin ardından 18.08.2016 tarihinde işe başlamak istediğini beyan ettiği yani davacının istifa amacında olmadığı davacının istifa dilekçesinin işverenin baskısıyla iradesinin sakatlanarak alındığı anlaşıldığından davacının işe iadesine boşta geçen süre için dört aylık ücret ile tazminat miktarının ise işçinin beş aylık ücreti olarak davacıya ödemesi gerektiğinin tespitine karar vermek gerekmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2017/43400, K. 2017/25643, 22 Kasım 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama