KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2018/6883 E., 2018/16421 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2018
- Mahkemesi
- ... 9. Hukuk Dairesi
- Dava türü
- İŞE İADE
Karar Metni
791 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı ...'na bağlı işyerlerinde diğer davalılar... Tesis Yönetimi Ltd. Şti. ile Yıldırım Temizlik Organizasyon ve Tic. Ltd. Şti. tarafından oluşturulan ... Kurumsal Hizmetler adlı adi ortaklığı nezdinde ambar görevlisi olarak çalıştığını, davacının 16/01/2014 tarihinde çalışmaya başladığı, iş akdinin 21/07/2016 tarihinde sebep gösterilmeksizin işveren tarafından feshedildiğini, davacıya baskı ile bir istifa dilekçesi imzalatıldığını ileri sürerek, işveren tarafından gerçekleştirilen feshin geçersiz olduğunun tespiti ile davacının işe iadesine, boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatının davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... vekili, davacının davalı Kurumun işçisi olmadığını, davalının diğer davalılar tarafından oluşturulan adi ortaklığın işçisi olduğunu, davacı ile davalı Kurum arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığını, davalı Kurum ile diğer davalıların oluşturduğu adi ortaklık arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, davacının 21/07/2016 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar... Tesis Yönetimi Ltd. Şti. ile Yıldırım Temizlik Organizasyon ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davacının 21/07/2016 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının ailevi nedenlerden dolayı 21/07/2016 tarihinde istifa ettiğini ve belge aksinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine kara verilmiştir.
Temyiz:
Karar yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin süreli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17. maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir.
İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim süresi tanımaksızın iş sözleşmesini feshi istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.
İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverence tazminatların derhal ödenmesi ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.
İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanılamaz.
Somut olayda, davacı 16/01/2014-21/07/2016 tarihleri arasında ambar görevlisi olarak çalışmış, 21.07.2016 tarihinde el yazılı istifa dilekçesinde ailevi nedenlerle istifa ettiğini belirtmiştir. Yargılama sırasında dinlenilen davacı tanıkları davacıya zorla istifa belgesi imzalattıldığını, belgeyi imzalamaz ise polis zoru ile çıkartılacağının söylendiğini beyan etmiştir.
Davacının dilekçenin altına yasal haklarını saklı tutarak şerh düşmüş olması ve tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde; fesih iradesinin davacı işçiden gelmediği, olayda işveren feshi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dosyada feshin haklı ya da geçerli bir nedene dayandığı da işveren tarafından ispatlanamamıştır. Bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/6883, K. 2018/16421, 2 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama