KÜNYE
22. Hukuk Dairesi 2018/998 E., 2018/9517 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2018
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
- Dava türü
- İŞE İADE
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan ... Kurumsal Hizmetler İnsan Kaynakları Sanayi ve Tic. ile ... Grup Sosyal Hizmetler ... Otomasyon Temizlik İnşaat Emlak Peyzaj Sanayi Ticaret Ltd. Şti. vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti: Davacının temizlik görevlisi olarak alt işveren nezdinde çalıştığını iş akdinin 31.12.2014 tarihinde sona erdirildiğini, feshin haksız olduğunu belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalılar ayrı ayrı; husumet itirazı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işverenlik ilişkisinin olmadığını, sözleşmenin belirli süreli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, Dairemizin 23.01.2017 tarih ve 2017/798 Esas ve 2017/677 Karar sayılı eda hükmü kurulmasının hatalı olduğu ve ortak girişimi oluşturan ... Ltd. Şti.nin davaya dahil edilmesinin gerektiği yönündeki bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı tarafça alt işveren ortak girişimi oluşturan ... Grup Ltd.
Şti. davaya dahil edilmiş ve yargılama sonucunda temizlik işi olan yardımcı işin davalılara verilmesine dair hizmet alım sözleşmesinin muvazaalı olmadığı, yazılı fesih bildiriminin bulunmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğine davacının alt işveren ortak girişim nezdinde işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre alacağı yönünden asıl işveren ile alt işverenin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu,
asıl işverenin iş sözleşmesinde taraf sıfatı olmadığından işe iade bakımından sorumluluğu bulunmadığından işe iade talebi açısından davalı ... hakkında davanın reddine dair gerekçe oluşturulmasına rağmen hükümde davalı ... açısından davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Temyiz: Karar yasal süresi içerisinde davalı şirketler vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanununun 2/6 son cümlesi uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işverenin, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden sorumlu tutulması şeklindeki düzenleme, asıl işverenin sorumluluğunun genişletilmesi olarak değerlendirilmelidir.
Bu durumda, ihbar, kıdem, kötüniyet ve işe iade sonucu işe başlatmama tazminatları ile ücret, fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatili, yıllık izin, ikramiye, pirim, yemek yardımı, ... yardımı gibi tüm işçilik haklarından birlikte sorumluluk esastır. Kanunun kullandığı “birlikte sorumluluk” deyiminden tam teselsülün, dolayısı ile müşterek ve müteselsil sorumluluğun anlaşılması gerekir.
Kanuna uygun şekilde kurulan alt ve asıl işveren ilişkisinde, işe iade davasının her iki işverene birlikte açılması halinde, iş akdinin haklı ve geçerli bir nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği halde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğü alt işverenindir.
Asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin tarafı sıfatı bulunmadığından, asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemez. Asıl işverenin işe iade kararı sonrası mali yükümlülüklerden alt işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken asıl işveren hakkında husumetten red kararı verilmesi isabetli olmamıştır. Bu yön kararı temyiz eden davalı şirketlerin de hak alanını ilgilendirdiğinden asıl işveren davalı ...
Bakanlığının feshin geçersizliğine bağlı tazminatlardan asıl işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2018/998, K. 2018/9517, 24 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama